Salı, Ekim 13, 2009

Banka

Bankanin rihtimdaki subesine gittigimde aldigim gise numarasina sira gelmesi icin altmis kusur insani beklemem lazimdi. Deneyelim, bekleyelim dedim. Iceride, sol tarafta disariya yerlestirilen bankamatiklerin dayandigi kisimda bir kac gorevli ugrasiyordu. Onlara yanasip, izleyeyim dedim. Nedense etrafa karsi tedirgin bir havayla bakiyorlardi. Sanki paralar ortada duruyor da, birden biri kapip kacacak gibi. Benim ilgili bakislarima da dikkatle baktilar. Hic kacirmadim gozumu ve iyice onlara dogru yaklastim, onlari iyi goren bir noktaya oturdum. Bir zaman sonra, onlar halen islerini yaparken iyice diplerine girmek icin kalkip yakinlarindaki brosurlerden almaya yeltendim. Iyice dikkat cektim. Ama ozellikle yaptim. Bir halt oldugu yok ortada, guvenlik icindeler, e ne o artistik pozlar? Siz o havaya girersenin ben de bankaya durum tespiti yapmaya gelmis soyguncu rolune sokarim kendimi. Iki taraf da cok amator oynadik gerci.

Neyse, baktim sira ilerlemiyor, yanastim bakamatikle ugrasan guvenlik gorevlilerine ve yakinlarda nerede baska subeleri oldugunu sordum. Moda ve Bahariye'de varmis. Ooo cok daha iyi, eve daha yakin oralar ve kesin daha tenhadir deyip, Bahariye subesine gectim. Burasi ne tatli bir sube bilemezsiniz. Tam sevdigim gibi banka calisanlari var. Su her bankanin giselerine oturttugu gencim, guzelim, sacimi da hep fonletirim kizlarindan yoktu orada hic. Bu genclere gicik degilim ama sanki banka calisanlari yaslari gectikce bizim hic haberimiz olmadan toplanip, topluca yakiliyor hissi olusturuyorlar bende.
Bir tane genc kiz vardi o da staj(y)er gibi bir seydi. Digerlerine gelince, yasli, beyaz sacli, sanki yillardir icki sigara icmekten gozaltlari torba torba olmus adamlar. Su diger bankalarda calisan kadinlar gibi, ayaga kalkip da subenin icinde salindiklarinda gozlerinizle onlari takip etmekten kendinizi alamadiginiz kadinlara hic benzemeyen, guzel bile denilemeyecek kadinlar vardi. Hepsinin yasi almis yurumus. Oh, ne tatlilar. Memur sicakligi boyle olur. Cok sevdim orayi. Siram gec gelse bile ben bunlari oturur zevkle izlerim dedim ve basladim beklemeye.

Giseler disinda bir masa vardi. Digerlerinin amiri edasinda bir kadin oturuyordu. Yuksek sesle bir seyler soyluyordu ona buna. Sonra bir adam geldi masasina, pek yaslica. Sanki eski musteri gibi... Adam oturdu masanin onundeki sandalyeye, kadin cok icten bir sekilde halini hatrini sordu. Adam pek iyi duymadigindan hepimiz kadinin sorularinin tekrarlarini duyduk. Karisi biraz rahatsizmis amcanin, onu anlatti. Sonra cep telefonunu cikarip, zar zor bir seyler yapti ve telefonu kadina uzatti, al konus diye. Kadin afalladi ama hemen cakti durumu ve anladigim kadariyla hic tanimadigi yasli bir kadina kisaca kendini tanitti ve halini sordu. Kadin cay soyleyeyim size diye israr ederken amcaya aniden kolumda buz gibi bir el hissettim. "sifir liraya sifir faiz varmis, haha haa! ay cok komik" dedi yanima ne vakit gelip oturdugunu anlamadigim yasli kadin duvarda asili faiz tablosunu gostererek. "Bak dusmus faiz, ondu ama simdi sekiz olmus. zaten X. hanim demisti bana, Selma'cim faizler dusmus diye". Cok sey soylemek, muhabbete girmek istememe ragmen diyecek laf bulamayip gulumsedim sadece. "Ayy ben ne kalin giymisim ya, hirka, mont, off "diye tekrar basladi kadin. "Ama eliniz cok soguktu" dedim. " Evet, bende hastalik var, elimi yikar dururum, evden cikmadan yine yikamistim, evim cok yakin buraya" dedi. Sonradan iyice farkettim, kadin sabun kokuyordu. Tam o anda sag yanimizdaki sirada bekleyen ust/on dislerinin sadece ortasinda bir tane dis kalmis bir kadin daldi lafa. "Ama sen de sanki sekseklikler gibi giyinmissin caniim, hava hic de serin degil" dedi yasli kadina. Yasli kadin seksen yasinda kesin vardi ama digeri onu biraz hos tutmak istediginden oyle dedi sanirim. Ben oyle anladim. Sonra kapidan bir adam girdi. Haci hoca tipliydi. Hani oylelerinin giydigi takimlar vardir ya, genelde gri renk olur ve mahalle terzisinin elinden cikmis gibi gorunur. Normal ceket pantalon degil de, baska bir havasi vardir. Iste onlardan vardi ustunde ve tertemiz bir cember sakal. Bizim gruba dogru yanasmak ister gibi bir hali vardi. Sanki firsati bulsa da lafa katilsa gibi... Durdu biraz tepemizde. Sonra diger yana, masada oturan ve tekrar cay icmeyi teklif eden kadin gorevli ile yasli adama bakti, bir kac adim onlara yaklasti sonra tekrar soguyan havalara gecmis sohbetimize bakti ve disarida beklemeye karar verip, cikti.

....
Sonra herkesin gunu devam etti ve bitti.

5 yorum:

thesaint dedi ki...

ama sen nihai hamleyi yapmamışsın. onlar aşırı evhamlı davranıp sen de şüphe çeken davranışlar yaptığını belli ede ede hareket ettikten sonra soymak. böylece çember tamamlanmış gibi hisseder insan.
madem damarına basmışlar, nihayete erdirmek gerek işi.

stajer, etajer gibi olmuş:)

teyzenteyfik dedi ki...

Simon,
stajyer mi yazılacaktı?
aslında önce öyle yazdım ama sonra gözüm tutmadı onu, degistirdim..:)

seni de pek özlemisim ayrıca! ;)

hem ne banka soyması, yıllardır biriken ögrenim kredisi borcumu ödedim sonunda, daha da bela istemem!

Kremali'nin annesi dedi ki...

Sekerli ve bol kopuklu bir Turk kahvesi iciyor olsam ancak bu kadar keyif alirdim be Teyzen :) Cok ozlemisim ben bu insan manzaralarini, Allah razi olsun...

teyzenteyfik dedi ki...

Kremalı,
dur kendime köpüklü bir türk kahvesi yapayım şimdi. Eminönü'nde çektirmiştim kahveyi de...:P

Gıcıklığım tuttu galiba.

sevgiler...:)

thesaint dedi ki...

o zamandan beri diycem. yanlış diye dememiştim de stajer'i okuyunca böyle bir mobilya vardı, neydi neydi diye düşündüm bir süre. anneme sordum, berjer dedi. o muydu, yok, başka birşey daha vardı dedim. etajer dedi sonra. öyle komik oldu.

evet, var y. bazıları yutuyor, stajer öğretmen filan diyor ama var. hatta fransızcadan almışız, stagiaire'den. araya bir i de alabilirmişiz, stajiyer diye ama o da zorlama olurdu.