Cuma, Kasım 06, 2009
Yarabbi sukur
Perşembe, Ekim 15, 2009
Güzel bir gün
☻ Geçen günkü deli rüzgarda korktuğum olmamış ve pencerenin önündeki ağaca yerleşmiş kuş yuvası dağılmamış, sapasağlam.
☻ Evin içinde çok güzel bir aydınlık var.
☻ Yapılacak çok işim var ve günlerdir beklediğim sakinlik bugün geldi. Hepsi yapılır.
☻ Pisikopati hediyesini beğenmiş, aradı teşekkür etti. Çok sevindim. Ne kadar zarif. Ben de böyle olmalıyım.
☻ Bir sipariş alıp, sonrasında onu hediye etmeye karar vermiştim ve onun sahibi de bugün hediyesini beğendiğini yazmış. Günlerdir cevap yazmayınca istediği gibi olmadı ve beğenmedi diye üzülmüstüm.
☻ Şimdilik günün tek sorunu akşama ne pişireceğime karar vermemiş olmam. Bu cümleyi yazar yazmaz aklıma geldi, dolapta haftalardır bekleyen 3-5 kabak vardı. Halen hayattalarsa onları yenecek hale getiririm.
Salı, Ekim 13, 2009
Banka
Bankanin rihtimdaki subesine gittigimde aldigim gise numarasina sira gelmesi icin altmis kusur insani beklemem lazimdi. Deneyelim, bekleyelim dedim. Iceride, sol tarafta disariya yerlestirilen bankamatiklerin dayandigi kisimda bir kac gorevli ugrasiyordu. Onlara yanasip, izleyeyim dedim. Nedense etrafa karsi tedirgin bir havayla bakiyorlardi. Sanki paralar ortada duruyor da, birden biri kapip kacacak gibi. Benim ilgili bakislarima da dikkatle baktilar. Hic kacirmadim gozumu ve iyice onlara dogru yaklastim, onlari iyi goren bir noktaya oturdum. Bir zaman sonra, onlar halen islerini yaparken iyice diplerine girmek icin kalkip yakinlarindaki brosurlerden almaya yeltendim. Iyice dikkat cektim. Ama ozellikle yaptim. Bir halt oldugu yok ortada, guvenlik icindeler, e ne o artistik pozlar? Siz o havaya girersenin ben de bankaya durum tespiti yapmaya gelmis soyguncu rolune sokarim kendimi. Iki taraf da cok amator oynadik gerci.Pazar, Ekim 11, 2009
Bana seni gerek seni
Şimdi ne vakit bu hissiyata girsem, bir bakıyorum S. dibimde ve bana bakıp gülümsüyor. Tadı kalmadı bu işin. Ahan da şimdi de öyle bir hal. Ama ben bunları yazarken arkada çalan müzikten etkilendiğimi, gözlerimin ıslandığını farkettirmeden, tam tersi ekrana mal mal bakarak bunları yazıyorum.
Dertlenmek için özel alan lazım bana. Ben böyle görmüşüm. Öyle katıksız lay lay lom mutluluk olmaz. Dertli olmak lazım.
Cuma, Ekim 09, 2009
Havadan sudan
Tavan arasında uyanık yatıyordum, alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık, insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı."*
Pazartesi, Ekim 05, 2009
Cumartesi, Ekim 03, 2009
Cuma, Ekim 02, 2009
Pazartesi, Eylül 28, 2009
Katil

Filmlerde olmuyor ama ozellikle kitap okurken cok oluyor. Kitaptaki kahramanin tasvir edilen tavrindan supheye dusuyor ya da onu taklit edesim geliyor. Mesela, iki kolu havada iken nasil arka masaya yan yan bakar birisi, ya da bayan Arnoux (Flaubert - Ask Egitimi) nasil bir ifadeyle sarki soyler, diye dusunup, okumaya minicik bir ara verip, basimi kitaptan kaldirip, caktirmadan taklit ediyorum.
Yukaridaki paragrafi yazdiktan sonra ara verip bir film izledim. 2005 yapimi Capote. Tiffany'de Kahvalti romaninin da yazari Truman Capote'nin yeni romanina konu olarak sectigi bir cinayet olayini arastirma surecini kapsayan biyografisi. Carpici bir filmdi. Unlu roman yazari 1959 kasiminda New York Times'da bir haberle karsilasir, bir aileden dort kisi kanli bir sekilde oldurulmustur. Bu konu onun ilgisini ceker fakat onun esas ilgilendigi ve onu bu olayi incelemeye iten sey cinayetin kendisinden cok, boyle bir cinayetin ufak bir kasabadaki etkisinin nasil oldugudur. The New Yorker icin bir roportaj yapma amaciyla kasabaya gider ve katillerle tanisir. Bu tanisma zamanla dostluga donusur ve alti yil suresince, onlar infaz edilinceye kadar surer. Ben burada keseyim ve bu filmi izlemenizi siddetle tavsiye edeyim. (Bana Foucault'nun Bir Aile Cinayeti'ndeki katil Pierre Riviere'i hatirlatti bu film)
Filmi izlemeden once, bu gunlerde okudugum kitaptan bir paragrafi buraya yazmayi ve bu paragrafin hangi kitaptan oldugunu hatirlayan var mi diye sormayi dusunmustum. Filmin etkisiyle hafif kararsiz (hani birden anlamsizlasir ya bazi gundelik istekler, duygular) kaldim ama yine de yaziyorum asagiya, belki birisinin ilgisini ceker.
" Boylelerinin en belirgin ozelligi, gercekten omurleri boyunca barutun icadinin mi, Amerika'nin kesfinin mi daha gerekli oldugunu, kendilerinin de neyi bulmaya hazir olduklarini bir turlu anlayamamalaridir. Ama kesiflere karsi duyduklari ozlem, Kolomb'u ya da Galileo'yu bastiracak guctedir" (ipucu; sayfa 497)
Hangi kitaptan oldugunu bilen var mi?
(aci gercek: bu laflari nedense ustume alindim biraz!)
ipucu 2 (sayfa 538) :
"- O kadar iyi, o kadar duygulusunuz ki, bazen size aciyorum Prens. Tanri sizi korusun. Hayatiniz askla dolu olsun. Benimki ise bitti. Bagislayin beni, bagislayin!
General, yuzunu elleriyle kapayarak cikti. Ihtiyarin bir basari sarhoslugu icinde oldugu belliydi; heyecaninin ictenliginden kusku duyulamazdi. Prens, onun tutkuya varan yalanciligini, ama yalaniyla mest olunca da, kendisine inanilmadigi kuskusuna kapilan yalancilar sinifindan oldugunu biliyordu..."



