Perşembe, Ocak 25, 2007

Nesin Methedeyim Bir Kaşı Kare

Bazen rüyamda yakinlarimin öldügünü görüyorum. Bu genelde annem, babam ya da kardeslerim oluyor. Hissettigim aciyi hatirliyorum. Ne dile gelip kelime olarak cikiyor o aci, ne de yas olup gözden akiyor. Acayip bir sey.

Hrant Dink aklimdan cikmiyor. Ailesi aklima gelip duruyor. Bir baba hic böyle ölür mü? Bir adamin erken biten yasamina, ailesine üzülmekten baska bir sey düsünmek istemiyorum.

Dün gece Yilmaz Güney`in "Umut" filmini izledim. Daha önce görmemistim. Ve düsünün ki bu film tam 37 yil önce cekilmis. En abuk türk filmleri bile hafizama defalarca izlemekten dolayi kazinmisken ben bunu hic izlememisim! Zaten Yilmaz Güney`i dogru düzgün ne zaman duydu ki kulagim. Son yillarda degil mi. Dönemine göre sasirtici farkliliklari olan böyle bir adami dogru düzgün tanimiyorum bile ben. Zamaninda tam bir efsaneymis, dogru mu?

Filmi izlerken girtlagimdan mideme dogru bir morarma hissettim. Her sey ne kadar da gercek görünüyor. Eski türk filmlerinin hic birine benzemiyor onun gösterdigi dünya. Cok cok gercek.

12 yorum:

Elif dedi ki...

Sen daha cok gencsin... :o) Ben de gencim de, demek istedigim, Yilmaz Guney icin gencsin. Ben onun adini duydugum zamanlar adindan sozedilmekten korkulup da sozedildigi zamanlardi. Efsane olup da ustunun bolca toprakla ortulmesi gerektigi zamanlar. Bir gun, daha iyi bir gun, birileri topragi kazir da cikarir diye beklendigi zor zamanlar. O zamanlar biz onun filmlerini seyretmezdik, hakkindaki konusmalari dinlerdik, o kadar. Benim yasitim bircok kisinin evinde de konusulmadigina eminim. Yerin kulagi vardi, duvarlarin da gozu. Ilk kez biryerlerde gosterildigi zaman bayagi sasirmistim ben. Nasil olmus, nasil izin verilmis? Acaba hukumet, polis, asker, gorevliler, yetkililer, buyuklerimiz, onlar biliyorlar mi burada gosterildigini? Herhalde ben ozgurluklerin alinip verildigi, bir gun sokaga cikip bir gun cikilmadigi, ne zaman neyin yasak oldugunun belli olmayacagi, o yuzden herseyin toptan yasak sayildigi zamanlarda buyumusum. :o) Sen boyle yazinca sevindim birden. Demek az da olsa degismis.

endiseliperi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
rosy crucifixion dedi ki...

Yılmaz Güney'i Yılmaz Güney yapan da bu katlanılamaz olana bakma, hatta bakmaktan kendini alamama hissidir. Onun görece kötü filmlerini -mesela Arkadaş'ı- seyrettiğinizde bile o dönemde yapılan diğer türk filmlerinin çoğunun birer yalan olduklarını anlarsınız. Kameranın bir göz olduğunu bilen ender sinemacılardandı o. --Ve gözünü en katlanılmaz ve korkunç olan şeye çevirmeyi bilmesi.

Mesela Sürü'de kahramanların koyun sürüsüyle birlikte Ankara'ya bir girişleri vardır ki türk sinemasında o sekansın bir eşini daha bulmak zordur. Ankara hiçbir zaman bu kadar çirkin görünmemiştir. Kendi başına köyü ifade eden koyun sürülerine şaşkın şaşkın bakan insanların içinde yaşadıkları şehrin sefilliği. Süslü vitrinler bile korkunç ve sefildir Yılmaz Güney filmlerinde.

Bugünün sorunu gibi gösterilen lümpenliği gerçek anlamıyla kavramaya çalışan ilk sinemacımız da yine Yılmaz Güney'di. Bazılarının düşünmek istediği gibi lümpenlerin kralı olduğu için efsane olmadı, korkusuzca gerçekleri göstermek istediği için efsane oldu. Bu ülkede çoğumuzun yaptığı gibi uzlaşmayı, görmezden gelmeyi, gerçekleri görmek yerine kendine ve başkalarına masal anlatmayı seçmediği için.

O bu ülkede gerçeği , katıksız gerçeği göstermeyi düşünen ilk sinemacıydı. Birileri için katlanılmaz olmasının nedeni de buydu sanırım.

teyzenteyfik dedi ki...

elif,
evet degisti tabiki. Ama senin dedigin gibi biraz az sanirim :)

teyzenteyfik dedi ki...

endiseliperi,

o sizlerin güzelligi efendim :)

teyzenteyfik dedi ki...

rosy,
herzamanki gibi, cok iyi dile getirmissin sen, benim anlatmak istedigim seyi.

O sebepten, asagidaki adresteki bu sarkiyi sana hediye ediyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=Ixnf9jN8idA

rosy crucifixion dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=rnNMwfHjeTQ

hediyeni karşılıksız bırakamazdım. al işte bu da benden. :)

Adsız dedi ki...

yılmaz güney mesaj verme adına zaman zaman katletmiştir sinema sanatını (bknz: duvar/ ya da bakmayınız mideniz düğümlenebilir), umut güzeldir... tekrar izlemeli.

teyzenteyfik dedi ki...

torkunc,
merhaba.
Duvar`i epey zaman önce izlemistim. Tam olarak hatirlamiyorum acikcasi-ana konusu disinda.
Ama katletmek kelimesi biraz agir gibi geldi. Fakat bos konusmamak icin, önce tekrar izlenecek, sonra laf yetistirilecektir.:)

rosy crucifixion dedi ki...

duvar sinema sanatını nasıl katletmiş, merak ettim doğrusu. gösterilenlerden hoşlanmamak mümkündür. fakat filmin sinema sanatını katlettiğini söylemek için bundan fazlası gerekir.

eisenstein'ın veya vertov'un filmleri neredeyse tamamen kitleleri ajite etmek için çekilmiştir. onlar da mı katletmişti sinema sanatını?

ya da tam tersinden bakalım: griffith ve capra katışıksız amerikan propagandası içeren filmler yaptılar vaktiyle. onların da sinema sanatını katlettikleri söylenmiş midir hiç?

nazi'lerin propagandası için olympia'yı çeken şu kadın (riefenstahl mıydı adı ne?) için bile pek kullanılmıyor bu gibi sözler.

tabii bazı estetik komiserleri bu tür konuları herkesten iyi bilirler. özellikle de bizim buralarda. onlara söyleyecek söz yok. --umut tekrar seyredilebilir demek. peki, anlaşıldı.

pelin dedi ki...

merhaba,
yilmaz guney'in sadece "suru" filmini izledim. o yoksulluk, o umutsuzluk oyle gercek ve oyle etkileyiciydi ki. hafizama kazinmis sahneler var o filmden. rosy c.'nin dedigi gibi kameraya sadece bir goz gibi islev verebilenler daha gercekci goruntuler elde ediyorlar sanirim. cunku biz gorurken binalarin tepesine cikip oralardan hizla asagi inmiyoruz, yada etrafimizdaki hersey birden hizla donmeye baslamiyor. hollywood filmleri oyle sarhos etmis ki, gozun gordugu gibi cekilmis filmler
vasat bulunuyor.

teyzenteyfik dedi ki...

Anonym,
dün Torkunc yaziyordu yorumunun üstünde, bugün Anonym olmussun. Anlamadim.

Rosy C.,
"estetik komiserleri" ha? :)Haklisin, oldukca agir bir yargiydi Torkunc`un dile getirdigi.

Pelin,
gözün gördügü gibi cekilmis filmlerin vasat bulundugunu düsünmüyorum ben. Ayni zamanda tam tersi cekim teknikleri kullanilanlarin da gercegi yansitmadigini düsünmedigim gibi.

Elbette ki, görüntünün sunulus bicimi sinemada en önemli faktör. ama tek basina pek bir sey ifade etmiyor. Baska baska bir sürü kollari var bizi kendine ceken.

Sürü`yü izlememistim ama daha önce de bir kac kisi senin söylediklerine benzer seyler söylemisti bana, "hafizama kazinmis sahneler var"
En kisa zamanda izlemeyi düsünüyorum.
Sevgiler.