Pazar, Aralık 17, 2006

Anti kahramanim benim

Dün gece evde tektim yine. Hotel Ruanda yi izledim. Kimseye önermiyorum. Izlemesin kimse. Insanoglunun ne assagilik oldugunu, sirf bu cinsten oldugumuz icin bile sabah aksam kirbac yemeyi hakettigimizi kabul etmeyen kimse izlemesin diyeyim ya da. su gazeteleri günlerce mesgul eden 17 aylik bebek olayini duydugumda da bunu hissetmistim. hepimiz kötüyüz. ne sadece annesi, ne diger adamlar, ne de baskasi suclu. insanin gercegi bu. bunu yapan bir insan.

Tanpinar`in Mahur Beste sini okuyorum. Kütüphaneden aldim. Bu kütüphaneye türkce kitaplari kim seciyor bilmiyorum ama bazen cok iyi kitaplar geliyor. Mesela halen ara ara göz atmaktan zevk aldigim, hatta kahkahalar attigim ve siddetle baskalarina tavsiye ettigim ya da hediye ettigim John Kennedy Toole `un Aliklar Birligi kitabini da buranin kütüphanesinde görmüstüm epey zaman önce. Yazarinin intihar etmeyip de bir baska kitap daha yazmis olmasi ve onun elinden baska bir kitabi daha okuyabilmek icin, bu sabah aksam kirbac yemesi gereken insanlarin ömründen biraz eksilmesine hic bisey demezdim.
Ignatius... bir dönem Goretta` nin La Dantelliere (Dantelci Kiz) filmi beni cok etkilemisti. Sonra Bartleby` i hediye etti birisi bana, benim yillar sonra Aliklar Birligi ni hediye ettigim bir hocam. Hep aklimdaydi Bartleby, hayrandim ona. Kedimin adini da Bartleby koymustum. Ama ben kisaca leby derdim. Ince Memed cikti sonra karsima. tüm seriyi 2 haftada bitirdim. Ona biraz asik olmustum. Bir erkek gibiydi o, hayali bir kahramandan cok, ete kemige bürünmüs bir erkek gibi. Onun gibi biri ciksin, alsin beni daga cikarsin diye bekledim. Ki halen icimde bir yerlerde öyle bir erkek hayranligi vardir. yola gider yol yakisir, ata biner at yakisir cinsinde...:) En son Ignatius u buldum iste. Anti kahramanim benim, Ignatius Reilly.

10 yorum:

Adsız dedi ki...

pozitif bilimlerle uğraşanlardan "enerjinin korunumu yasasıyla derdi olmayanlar" kısmı, işe başlamadan önce, maddenin doğasını bilerek yola çıkarlar. çok tumturaklı yazdım ama demek istediğim şey şu; insanın doğası ve zayıflığı konusunda yaptığınız gözleme katılıyorum. toplumsal hareket planlarına başlamadan önce, "insan aşağılıktır, doğası zayıftır, kırılgandır" dendiğinde, insana inanmamak, umutsuz olmakla eleştirilebilirsiniz. Oysa ki bu tespitte insana karşı öfke ya da nefret yoktur. Tespit vardır.

Tespite tahammül olmalıdır. En önemlisi tespit yapacak cesaret olmalıdır.Yoksa nereye gidecegiz ki? Naif girişimlerin başarısızlığı sonunda yazılan destansı ağıtlarla avunacağız!

Çok ağdalı oldu bu anlatım. Erasmus beni bağışlasın (ya da bağışlamasın)!

endiseliperi dedi ki...

Ben de insanın doğasının en azından iyi olmadığını biliyorum. Çok masum birinin, aklından geçirdiklerinin bile çok ürkütücü olabildiğini. Anonim, keşke ismini yazsaymış, yazına güzel bir katkıda bulunmuş.

Ben, "Alıklar Birliği"ni okumadım. Adını bile duymadım. Sen dedin ya, bakarım artık kitapçıda.

Ben de senin gibi aşık oluyorum o adamlara, o hayali adamlara - ki yoktular :)) Vay be! Erasmus beni de bağışlasın:)

teyzenteyfik dedi ki...

Sayin Anonym,

bu tahammül ve cesaret gerektiren konuda hem fikir oldugumuza cok sevindim.

Yaziniz cok tumturakli ve agdali olmamis, anladim yani bu defa. Ama siz yine de sadelestirin bana yazarken. Ben öyle kolay anlamam esas kastedilen seyi. Hele hic bilmedigim birinin fikirleriyse bu.
Erasmus`da bir insan evladi, bagislar sizi de beni de. Hem konum olarak bagislama yetkisi bizim elimizde degil mi?

tekrar görüsmek üzere,
hemfikiriniz teyzenteyfik.

teyzenteyfik dedi ki...

endiseliperi,

Aliklar Birligi`ni zaten ya okuyan var ya da hic adini bile duymayan. Kitapcida bir karistir bakalim, hosuna gidecek mi. Umarim gider...

Erasmus, seni de bagislasin. :)

Adsız dedi ki...

Orhan Pamuk hakkında eklediğim alıntıyı saymazsak (ki ben bir şey demedim, ne dediyse Feynman dedi) sayfanıza ilk kez bugün yorum ekledim.

Yalın anlatımları severim. Edatlardan, bağlaçlardan, beylik giriş cümlelerinden esasa gelemeyen, geldiğinde terim kullanmadan konuşamayanlara gülerim.

Ben yine gelirim.

endiseliperi dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
teyzenteyfik dedi ki...

anonym,
bekleriz yine.

endiseliperi,
ama gercekten de tam kedilik isim degil mi? :)

sevgiler.

markiz dedi ki...

''herkesin bir derdiii var durur içerisinde'' misali, yaw!! ben farkettimki hepinizin bir kahramanı varmış. ben üstelik bu konuda biraz ayran gönüllü düşünürdüm kendimi. içten içe kendimi kınardım bile! o kadar düşündüm bulamadım benim kahramanım kim diye.''acaba bende bir maraz mı var'' diyede aklımda bir soru işareti belirmedi değil hani!! az kitap okuduğumu farkettim ama neden ayran gönüllü olduğumu biliyom ben beni kınamayın a dostlar:)) HEMAN(çok mütevazi biri içindeki kahramanı gizliyo deşifre etmiyo kendini mesela) bile aklıma geldi çizgi filmlerdekiler de olur demi:P sonra voltranın başını oluşturan o arkadaş.şaka şaka o kadar da çizik değildir benim kahramanım heralde. feriştah gibi fantaziye bile düştüm.:((
evrim senin kahramanları bide gözden geçirecem e bir kahramanı bin kişi ister biri alır değil mi:P
görüşürüz yine uğrarım ben
hoşçakal.....

teyzenteyfik dedi ki...

markiz,
ne kahramanlarim oldu, zaten hic yoktular diyeyim ben sana öyleyse... :)
yani sen de sev, senin de olurlar. bunlar öyle kahramanlar, herkese yetiyor.

sevgiler

markiz dedi ki...

sevmekden yana bir marazım yok hormonlarım gayet iyi çalışıyor :(
anlamıyor kimse beni:( ''e derdin ne o zaman anam''dediğini duyar gibiyim:))