Çarşamba, Eylül 26, 2007

Gönül gel seninle muhabbet edelim

Altmis yaslarini gecmis bir adam. Mütevazı havasi olan, kara yüzlü, ak sacli bir adam. O konustukca, ben konusmasini dinledikce, onun fotografini ceksem simdi, diye icimden gecirip durdum. Fakat, ister istemez poz verir, bu kendiligindenligi gider, benim ancak saatler sonra görebildigim etkisini, jestlerini, mimiklerini fotografa yansitamam diye korktum.

Eski adamlari, eski adamlarin saglam, acik zihinlilerini cok seviyorum ben. Kadinlardan, kürtlerden, türklerden, secimlerden, 47 yil önce bu sehre okumaya geldiginde olup da simdi olmayanlardan, resimden, yetmisli yillardaki calismalarindan, hatalarindan, kazandiklarindan, zaferlerden, bikanlardan, yorulanlardan, onlarin da hakliligindan, gözlerimizi yasartacak kadar komik olan eski olaylardan... nelerden nelerden konustuk.
O ve cok eski bir siyaset arkadasi konustu daha dogrusu. Ben ara ara katilip, kendimi hatirlattim. Fikirlerim begenilince gözlerimi parlattim. Ama yine de kalkip yaninda sigara icemedim, cekindim. Cok benzer bir konudan bahsedip, böyle bir sayginin anlamsizligindan dem vurdugumuz anda bile onun icine cektigi sigaraya büyük bir istekle bakarken bile cesaret edemedim bir tane yakmaya. Halbuki tam da öyle güzel bir sohbete, dinleme zevkine yakisir sigara en cok. Demek ki insanin icine isliyor bazi seyler, degismiyor.

Sonra kendi hayatima, izleyebildigim hayatlara bakiyorum. Ne kadar farkliyiz biz onlardan. Ellerine gecen bir gazeteyi sirayla okumalari, günlerce o gazetenin gelmesini beklemeleri, tartismalari, sabahlara kadar konusmalari... nasil da anlasilmaz geliyor bana. O´na da söyledim, ben sizi hic anlamiyorum, bu duygular cok yabanci, herhangi bir filmden ya da kitaptan bir alinti gibi, havada duruyor zihnimde, dedim. Biraz burustu yüzü ama yine de gülümsedi. Iste böyle eski adamlari seviyorum ben. Bedeli, sekli nasil olursa olsun saygi duymayi, duyabilmeyi de cok seviyorum.

Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana
Doğan gün
Van gölünden bir sabah
Bir kıvılcım, bir titreşim
Bir tutam akdeniz
Süphancı bir serinlik
Ve genç bir gerinme
Usulcacık saç hışırtıları
Bir dudaktan buğulanan sıcaklık
Tutar getirir
Doğan gün
Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi
Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi
Ve kavga ve zulüm ve ateş
Hep birlikte örülen bir türkü
Güzel yapmak için, güzel olmak için
Çünkü hayat dönen, kıvrılan
Yanan bir ibrişimdir
Tutar getirir
Doğan gün

Kemal Burkay

6 yorum:

dere dedi ki...

o kadar çoooo k dinlemişsinkii sanki içim daraldı
oysa bende severdim yaşlıları dinlemeyi

menekşe'nin güncesi dedi ki...

ben en çok hayatı dolu dolu yaşayan, anlatacak şeyi çok olan ve bunları kelimelere dökmesini bilen yaşlıları dinlemeyi seviyorum. ve inanıyorum ki birgün bende öyle yaşlı bir teyze olacağım :)

halinden yakınmayan, gençlere pozitif duygular verebilen insanları dinlemeyi kim sevmezki...

diagonel dedi ki...

menekşeye katılıyorum ....

her yaşlı dinlenmez yaşanmuışlığı ve ifade yeteneğide çok önemli bence ...

paylaşmayı bişlen ve seven bir yaşlı olmak ... darısı hepimizin başına ..

teyzenteyfik dedi ki...

Menekse,
sadece anlatabilmek degil, dinleyebilmek ondan da önemli. Ben bunu gördüm, diyeyim yani, ilerde kullanmayi unutma! :)

teyzenteyfik dedi ki...

Dere,
yok yok, sen de cok severdin, hele bugün sarabin da vurmusuz gözüne ki tam senlikti ortam. AH, ahh..
sana da saygilar
:)

teyzenteyfik dedi ki...

diagonel,
ya cok yasli degil adam ya. Ben hic yasli gözüyle de bakmadim adama ama neyse.

dinlemek pirim, bu daha da önemliymis. Fark burada, bugün bunu da farkettim.
:)

evet, darisi hepimizin basina!