Annemin evindeyim.
Evde olmak guzel.
Annem biraz yaslanmis, ama yapabilirse eger estetik yaptirip, biraz goz civarini gerdirecekmis. Insan kendisi icin de birseyler yapmaliymis su hayatta.
Hem kendisine hem de teyzeme aldigim goz ve cilt bakim urunlerine teyzemin hic ihtiyaci yokmus, onlarin hepsini kendisi kullanacakmis, teyzem ne anlarmis kirisikliklarla savastan, daha sacini bile boyatmazken.
Omur geciyor.
Annenin yaslandigini gormek biraz uzucu, ama bir yandan da sans belki.
Yasasin, yaslansin...
(Ablami da ozledim)
Perşembe, Eylül 18, 2008
Pazartesi, Eylül 15, 2008
15.09.08
Apartmanın giris katında yaslı bir adam oturuyor. Dün ılk defa gördüm. "Merhaba" diyen S.nin arkasından apartmana giren beni görünce sanki şaşırdı ve birden "Masallah, masallah" deyip, gevsekce, keyifli keyifli güldü. Ya normalde her gün eve tek dönen S. ile alay etti, ya beni begendi ya da genclerin mutlulugunu görüp, neselenen bir ihtiyardı. Ama suratı cok komik ve sevimliydi.
Gecen gece 1961 yapımı Judgment at Nuremberg filmini seyrettik. Çok güzel bir filmdi. Amerikanvari hislenmeleri vardı elbette ki ama iyiydi.
Masumiyet Müzesi'ni okuyorum, dün geceden beri. Sanırım su sıralar pek çok kişi okuyor bu kitabı. O sebeple çok yorum yapmayayım. Hatta gecen gün de vapurun acık kısmında oturanlardan ikisi bu kitabı okuyordu . Satışlar pek iyidir, kesin.
Gecen gece 1961 yapımı Judgment at Nuremberg filmini seyrettik. Çok güzel bir filmdi. Amerikanvari hislenmeleri vardı elbette ki ama iyiydi.
Masumiyet Müzesi'ni okuyorum, dün geceden beri. Sanırım su sıralar pek çok kişi okuyor bu kitabı. O sebeple çok yorum yapmayayım. Hatta gecen gün de vapurun acık kısmında oturanlardan ikisi bu kitabı okuyordu . Satışlar pek iyidir, kesin.
Cuma, Eylül 12, 2008
Pazartesi, Eylül 01, 2008
Ben gidersem...
Aslinda her sey fani. Bir donem kapaniyor hayatimda. Bu evi, bu kenti, bu ulkeyi terkedecegim sayili gunler sonra. Ne kotu. Oysa ki ben geride kalan herseyi cok ozlerim. Hem gider, hem aglarim.
Yeni evimde, sehrimde, ulkemde burnuma kokular gelecek, yuzume ruzgar degecek, kulagima bir ses, agzima bir tat degecek ve ben burayi, buradaki gunlerimi hatirlayip, ozleyecegim. Omrume kimbilir daha ne cok ozlem sigacak. Guzel hayat budur belki de. Yasamak, geride birakmak, hatirlamak, ozlemle hatirlamak.
Ah, hic esyam kalmayinca daha da bir hassas oldum ben.
En iyisi gidip alisveris yapayim.
Yeni evimde, sehrimde, ulkemde burnuma kokular gelecek, yuzume ruzgar degecek, kulagima bir ses, agzima bir tat degecek ve ben burayi, buradaki gunlerimi hatirlayip, ozleyecegim. Omrume kimbilir daha ne cok ozlem sigacak. Guzel hayat budur belki de. Yasamak, geride birakmak, hatirlamak, ozlemle hatirlamak.
Ah, hic esyam kalmayinca daha da bir hassas oldum ben.
En iyisi gidip alisveris yapayim.
Cumartesi, Ağustos 30, 2008
Iyi seyler de olmadi degil
Son günlerde cok yogunum. Toparlanmakla ugrasiyorum ve islerim tam bir karmasa icinde ilerliyor son bir iki haftadir.
Tüm esyalarimi doldurup, Istanbul`a gönderdigim 6 koca koliden bir haftadir haber alamiyorum. Iclerinde nelerim yok ki. Cok üzülürüm onlarin basina bir is gelirse. Hem gecmisimden hem de gelecek planlarima ait bir sürü sevdigim esya var icinde. Halen elimde net bir bilgi olmamasiyla birlikte, kolilerin pazartesi Istanbul`a ulasmalarini umuyorum.
Öyle iste, bunun gibi bir sürü ters giden islerim vardi ama dün geceden beri yaz burcu kus gezegenine gectigi icin islerim yavas yavas yoluna giriyor gibi.
(son zamanlarda gelen yorumlara akilli akilli cevap yazamiyordum, kimse kusura bakmasin lütfen)
Öptüm
Sizin Teyzen Teyfik`iniz.
Tüm esyalarimi doldurup, Istanbul`a gönderdigim 6 koca koliden bir haftadir haber alamiyorum. Iclerinde nelerim yok ki. Cok üzülürüm onlarin basina bir is gelirse. Hem gecmisimden hem de gelecek planlarima ait bir sürü sevdigim esya var icinde. Halen elimde net bir bilgi olmamasiyla birlikte, kolilerin pazartesi Istanbul`a ulasmalarini umuyorum.
Öyle iste, bunun gibi bir sürü ters giden islerim vardi ama dün geceden beri yaz burcu kus gezegenine gectigi icin islerim yavas yavas yoluna giriyor gibi.
(son zamanlarda gelen yorumlara akilli akilli cevap yazamiyordum, kimse kusura bakmasin lütfen)
Öptüm
Sizin Teyzen Teyfik`iniz.
Cumartesi, Ağustos 16, 2008
Dizimde dermanimsin, gözümde fermanimsin
Günlerdir buradaki esyalarim toplaniyor, kutulara dolduruluyor. Bes kutu oldu simdilik.
Bugün de teyzemin kücük kizinin esyalarini topladik, odasini bosalttik. Baska bir sehre tasiniyor, evden ilk defa ayriliyor. Teyzemin dali kolu kirildi biraz. Evinde kimseler kalmayacak yakinda. Yok, kimse tekrar dönmez artik bu eve, dedi aksam sigara icerken. Dönmez, dedim ben de.
Bugün de teyzemin kücük kizinin esyalarini topladik, odasini bosalttik. Baska bir sehre tasiniyor, evden ilk defa ayriliyor. Teyzemin dali kolu kirildi biraz. Evinde kimseler kalmayacak yakinda. Yok, kimse tekrar dönmez artik bu eve, dedi aksam sigara icerken. Dönmez, dedim ben de.
Cuma, Ağustos 15, 2008
Hediye
Hediye konusunda arada söylenirim S.`e, Sen bana sürpriz yapmiyorsun, söyle söyle seyler almiyorsun, diye. Kastettiklerim, kitap, bardak, canak gibi beni mutlu edecegini düsündügü seyler almamasi. Yani bir sey görünce, aaa T.T. bunu ne cok sever deyip almamasi. Neymis? Benim begenmememden korkuyormus!! Gerci haksiz da degil ama. Neyse...
Fakat ayni adam hediye olarak özel emeklilik sigortasi yaptirmisti bana gecen yil. Ne ilginc hediye degil mi? Iyi bir sey mi bu simdi?
:)
(haa, tezi de teslim ettim, bitti!!!)
(Acaba bir vicdani retci olarak senin basina neler gelecek? Gelmesin hicbir sey!)
Fakat ayni adam hediye olarak özel emeklilik sigortasi yaptirmisti bana gecen yil. Ne ilginc hediye degil mi? Iyi bir sey mi bu simdi?
:)
(haa, tezi de teslim ettim, bitti!!!)
(Acaba bir vicdani retci olarak senin basina neler gelecek? Gelmesin hicbir sey!)
Pazartesi, Ağustos 11, 2008
Ne hikmettir su dünyaya gelen aglar, giden aglar
O ülkede, bu ülkede, bu dünyada cocuk olmak.
O ülkede, bu ülkede, bu dünyada cocuk yapmak.
Cok zor. Mümkün degil aslinda. Ama insanoglu neyi düsünüp tanisinarak yapar ki. Bu da öyle. Ahirda kuzu dogunca, yazida otu bitermis misali.
Benim cocugum olsa onu ilk olarak dinden uzak tutarim. Inanmasin isterim hicbir seye. Kimse yavrumun aklini bulandirmasin, kimsecikler onu korkutmasin isterim. Sonra yavrumun sinirlari, ülkesi, vatani olmasin isterim. Sinirlara inanmasin isterim. Bir siniri asti diye kimse canina kiymasin isterim. Yavrumun sinirlarina biri girdi diye yavrum kimsenin canina kiymasin isterim.
Sabahin ilk isiginda iyi olmasi mümkün görünmeyen hic bir egitim icin uykusundan, rüyalarindan uyanmasin isterim yavrum.
Cinsiyeti yüzünden ne asagilansin ne de kimseyi asagilasin isterim yavrum. Izin verdigi herkes bedenine dokunsun, onu mutlu etsin, o da diledigi zevki yasasin isterim. Namussuz damgasi yemeden, kendini, bedenini daha tanimadan, kendine küsmesin isterim.
Bunlar mümkün mü? degil. Mümkün olacaksa bile yukarida sayilanlarla hirpalanmis, yara bere olmus ana babalarla hic mümkün degil.
Ana babanin yarasiyla, hirpalanmisligiyla baslayan bir ömür her cocugun ömrü.
Borges yazmisti bir yerde galiba, geri dönüsü olmayan gecmisler oldugu gibi, geri dönüsü olmayan gelecekler vardir, diye. Bu da öyle. Gelecegi, gelecekte yasayacagi acilari coktan belli bu ülkenin, o ülkenin, bu dünyanin cocuklarinin.
Hergün ölüyor yavrular. Hepsi de bir hic ugruna, bana göre. Ama ben eminim ki, bu noktada iki dogru kesinlikle yok, ayni ölüm gibi tek ve net bu. Hergün bir sürü cocuk hic icin ölüyor. Hayatta kalanlarinsa annesi babasi, hic degilse bir sevdigi ölüyor. Yarali cocuklar kaliyor geriye, yarali nesiller yetistirmek icin.
O ülkede, bu ülkede, bu dünyada cocuk yapmak.
Cok zor. Mümkün degil aslinda. Ama insanoglu neyi düsünüp tanisinarak yapar ki. Bu da öyle. Ahirda kuzu dogunca, yazida otu bitermis misali.
Benim cocugum olsa onu ilk olarak dinden uzak tutarim. Inanmasin isterim hicbir seye. Kimse yavrumun aklini bulandirmasin, kimsecikler onu korkutmasin isterim. Sonra yavrumun sinirlari, ülkesi, vatani olmasin isterim. Sinirlara inanmasin isterim. Bir siniri asti diye kimse canina kiymasin isterim. Yavrumun sinirlarina biri girdi diye yavrum kimsenin canina kiymasin isterim.
Sabahin ilk isiginda iyi olmasi mümkün görünmeyen hic bir egitim icin uykusundan, rüyalarindan uyanmasin isterim yavrum.
Cinsiyeti yüzünden ne asagilansin ne de kimseyi asagilasin isterim yavrum. Izin verdigi herkes bedenine dokunsun, onu mutlu etsin, o da diledigi zevki yasasin isterim. Namussuz damgasi yemeden, kendini, bedenini daha tanimadan, kendine küsmesin isterim.
Bunlar mümkün mü? degil. Mümkün olacaksa bile yukarida sayilanlarla hirpalanmis, yara bere olmus ana babalarla hic mümkün degil.
Ana babanin yarasiyla, hirpalanmisligiyla baslayan bir ömür her cocugun ömrü.
Borges yazmisti bir yerde galiba, geri dönüsü olmayan gecmisler oldugu gibi, geri dönüsü olmayan gelecekler vardir, diye. Bu da öyle. Gelecegi, gelecekte yasayacagi acilari coktan belli bu ülkenin, o ülkenin, bu dünyanin cocuklarinin.
Hergün ölüyor yavrular. Hepsi de bir hic ugruna, bana göre. Ama ben eminim ki, bu noktada iki dogru kesinlikle yok, ayni ölüm gibi tek ve net bu. Hergün bir sürü cocuk hic icin ölüyor. Hayatta kalanlarinsa annesi babasi, hic degilse bir sevdigi ölüyor. Yarali cocuklar kaliyor geriye, yarali nesiller yetistirmek icin.
Salı, Temmuz 29, 2008
Honey
Bugün teyzemle bögürtlen toplamaya gittik. Yolda teyzem "Bosver, Türkiye`ye dönme. Cok üzülüyorum ben. Orada essek gibi calistirirlar seni. Bir koca degil mi? Koca burada da bulunur hem hayatini yasa, ne evlenmesi, keyfine bak biraz. Kutu gibi kücük bir ev kurariz sana, mis gibi calisir, tatillerinde de dünyayi gezersin. Gel gitme, pisman olursun sonra" dedi.
Bir kac hafta önce annem, teyzemi Almanya`ya yolcu ederken, "Bak aman ha, yine bir is cikarmasin T.T. kesin dönsün artik okulunu bitirince. Güzelce evini, yuvasini kursun artik. Git, ona böyle söyle, mutlaka dönsün!" demis teyzeme.
Ben ne diyeyim simdi bu ikisine
:)
Bir kac hafta önce annem, teyzemi Almanya`ya yolcu ederken, "Bak aman ha, yine bir is cikarmasin T.T. kesin dönsün artik okulunu bitirince. Güzelce evini, yuvasini kursun artik. Git, ona böyle söyle, mutlaka dönsün!" demis teyzeme.
Ben ne diyeyim simdi bu ikisine
:)
Salı, Temmuz 22, 2008
Neler geldi gecti say deli gönül
Eskiden köyde bir sürü kiz vardi. Her evin bir kac kizi. Bizim gibi sadece yazlari gelmezler, hep orada yasarlardi. Köy kizlariydi. Bir tane ev vardi. Kizlarinin teybi vardi. Yerel sanatcilarin kasetleri vardi. Evin büyük kizinin sesi güzeldi. O da söylerdi, o kasetlerden ezberledigi türküleri. Gözünün biri kördü. Kizlarin hepsinin hayali büyük sehre gelin gitmekti. Baslari isten kalkmazdi. Hep isleri vardi. Isleri yoksa da kanavice, dantel falan örerlerdi. Bazen sesleri, bagirtilari gelirdi. Abileri ya da erkek kardesleri onlari döve döve köy yoluna kadar düsürürlerdi. Kimse ses etmezdi.
Simdi hepsi gelin gitti büyük sehre. Hepsinin bir iki bebesi var. Konusmalari degismis, elleri yüzleri acilmis, kilo almislar. Youtube`da dolanirken, kücükken o kör kizdan duyup da hemen hafizaya kaydettigim bir türküye rastladim. Güzel seni su yolunda görmüs idim unuttun mu, adini kücük bacindan sormus idim unuttum mu, diye sözleri olan.
Simdi hepsi gelin gitti büyük sehre. Hepsinin bir iki bebesi var. Konusmalari degismis, elleri yüzleri acilmis, kilo almislar. Youtube`da dolanirken, kücükken o kör kizdan duyup da hemen hafizaya kaydettigim bir türküye rastladim. Güzel seni su yolunda görmüs idim unuttun mu, adini kücük bacindan sormus idim unuttum mu, diye sözleri olan.
Çarşamba, Temmuz 16, 2008
14.07.08 güzel bir sabahti
Sunum harika gecti. Cok cok alkis ve övgü aldim. Hatta bu dönem verilen master projelerinin en iyisinin benimki oldugu bile söylendi ;)
Sevgili Limoni`nin dedigi gibi, okumakla ilgili, artık okumayanın anlayamayacağı streslerin bir kismi geride kaldi. Yazili teslimi yapmadim henüz, ki abuk bir durum bu biraz, ama hocalar bir babalik yaptilar bana, sagolsunlar.
Artik okumayanlarin, bu dertleri okumaktan usandiklarini tahmin edebiliyorum, ama tam da su tepede Kavafis`den alintiladigim söz gibi, ömür nasil tükeniyorsa yeryüzünde, bu kösenin payina düsen de o oluyor.
Sevgili Limoni`nin dedigi gibi, okumakla ilgili, artık okumayanın anlayamayacağı streslerin bir kismi geride kaldi. Yazili teslimi yapmadim henüz, ki abuk bir durum bu biraz, ama hocalar bir babalik yaptilar bana, sagolsunlar.
Artik okumayanlarin, bu dertleri okumaktan usandiklarini tahmin edebiliyorum, ama tam da su tepede Kavafis`den alintiladigim söz gibi, ömür nasil tükeniyorsa yeryüzünde, bu kösenin payina düsen de o oluyor.
Perşembe, Temmuz 10, 2008
Teyzen hanim, süremizin sonuna geldik, son olarak ne söylemek istersiniz?
Tez bitmedi. Bir ay uzatma aldim. Fakat önümüzdeki pazartesi sunumumu yapacagim yine de. Yazili teslim de bir aya kadar biter mi, emin degilim. Essek gibi calisiyorum. Sabah erkenden kalkip, gece yarisina kadar. Aci cekiyorum. Usandim.
Neyse... Dün mübarek bir rüya gördüm, hayirlar olsun. Hic olmayan bir kadin hocam varmis okulda. Onun odasinda oturuyoruz falan, o biliyor tezin uzadigini, okulun daha bitmedigini. Bana, Floransa`da calismak ister misin? diyor. Bilmem ne yaratici bir seysi yönetici (hemi de yönetici!! neyse artik) kadrosu acmis ve bu hocama da direkt bildirmisler, birini önerir mi acep, diye. Bir kac saniye düsünüyorum; peki su, peki bu ne olacak, diye. Yemisim hepsini, diyorum icimden.
Tabiiiii, cooook isteriiim, diye cevap veriyorum.
Yolum acik olsun..:)
Neyse... Dün mübarek bir rüya gördüm, hayirlar olsun. Hic olmayan bir kadin hocam varmis okulda. Onun odasinda oturuyoruz falan, o biliyor tezin uzadigini, okulun daha bitmedigini. Bana, Floransa`da calismak ister misin? diyor. Bilmem ne yaratici bir seysi yönetici (hemi de yönetici!! neyse artik) kadrosu acmis ve bu hocama da direkt bildirmisler, birini önerir mi acep, diye. Bir kac saniye düsünüyorum; peki su, peki bu ne olacak, diye. Yemisim hepsini, diyorum icimden.
Tabiiiii, cooook isteriiim, diye cevap veriyorum.
Yolum acik olsun..:)
Salı, Temmuz 08, 2008
Bugün
Sabah uyandigimda (uyanmam gerektigine dair kendime baski yapmaya basladigimda) belim feci agriyordu. Yatakta dizlerimin üstüne cöküp, belimi biraz germeye calistim. Sonra, pozisyonumu pek bozmadan, dizlerimin üstünde, kafami yastigimin altina gömmüs olarak beklemeye basladim. Meger 20 dakika kadar o pozisyonda, uyumusum!Atladim bisiklete bir copy shop`a gittim. Daha önce de gittigim bir türk vardi, ona gideyim, iki laf ederiz de acilirim belki, dedim. Adamin surati uykusunu alamamis olmaktan, benimkinden beter kaymisti. Sinirliydi. Istedigim baskilari almadan, onlarca gecersiz bahane siralaya siralaya, beni neredeyse kovar gibi gönderdi.
Baska bir yer vardi, hadi oraya gideyim, dedim. Bu dedigim cok özel bir yer. Bir apartmanin kapisindan giriyor, apartmanin arkasina düsen minik bahcesine geciyor, oradan da sol yanda kalan kapidan asagi dogru iniyorsunuz. Taa apartmanin girisinden baslayarak tüm yolu doldurmus olan oyuncaklar, posterler, kartlar, neler neler, indiginiz bodrum katinda göreceginiz manzaraya alismanizi sagliyor. Iceride saatler gecirip de, bir an bile bosluga bakma sansi yakalayamayabilirsiniz, ki bos yer yok. Dolu, dolu, her yer ilginc, rengarenk nesnelerle dolu.
Alman bir cift isletiyor orayi. Onlar uykusunu iyi almisti. Hele ellisine yaklasan kadinin üstündeki mini, yeni yetme genc kiz elbisesi uykusu olani bile uyandiracak cinstendi. Bir ayagi aksayan bu kadinin bacaklari, ondan onlarca yas kücük olan bana tas cikarirdi.
Basilmasi, kesilmesi gereken islerimi, genc bir oglan özenle yapti, neredeyse bir saat ugrasti ve onca ise cok cüzi bir miktar ödeyip, ayrildim.
Pek severim bu Sezen Aksu sarkisini. Canim cekti, dinleyeyim.
Cuma, Haziran 27, 2008
Sepetumun ipleri keseyi omuzimu
Ilk geldigim günlerde görünmez oldugumu düsünürdüm. Ki yalan da degil, öyleydi. Kimse beni görmüyordu sokaklarda yürürken.
Bu durum ilk günlerde rahatsiz etti beni, e alismisim görünmeye, görünme cabalarimin her vakit karsilik bulmasina. Ama ilk birkac günün soku gecince zevk verir oldu. Özel oldugumu hisseder oldum. Baskaydim, farkliydim... Hatta o kadar baskaydim ki, beni algilayamiyorlardi bile.
Sonra baktim ki benim gibi baska baska bir sürü var etrafta. Hem hic de zevkli degilmis baska olmak. Öyle sandigim gibi bir gözle bakilmiyormus baska olana.
Bu defa basladim görünür olmak icin caba harcamaya. Cok calistim. Ama bu öyle bir illet ki, siz calistikca, onlar sizi görmeye basladikca, gerisi gelmez.
Hep daha iyi, cok daha iyi, cok daha net görünür olmanizi beklerler.
Arada görünmenin zevkiyle bir gevsemeyiverin, hemen hatirlatirlar size, ama su noktan görünmüyor ki henüz, diye.
Bosuna yani hepsi. Ne onlar sizi oldugunuz gibi görürler, ne de siz onlarin istedigi gibi görünebilirsiniz.
Bu durum ilk günlerde rahatsiz etti beni, e alismisim görünmeye, görünme cabalarimin her vakit karsilik bulmasina. Ama ilk birkac günün soku gecince zevk verir oldu. Özel oldugumu hisseder oldum. Baskaydim, farkliydim... Hatta o kadar baskaydim ki, beni algilayamiyorlardi bile.
Sonra baktim ki benim gibi baska baska bir sürü var etrafta. Hem hic de zevkli degilmis baska olmak. Öyle sandigim gibi bir gözle bakilmiyormus baska olana.
Bu defa basladim görünür olmak icin caba harcamaya. Cok calistim. Ama bu öyle bir illet ki, siz calistikca, onlar sizi görmeye basladikca, gerisi gelmez.
Hep daha iyi, cok daha iyi, cok daha net görünür olmanizi beklerler.
Arada görünmenin zevkiyle bir gevsemeyiverin, hemen hatirlatirlar size, ama su noktan görünmüyor ki henüz, diye.
Bosuna yani hepsi. Ne onlar sizi oldugunuz gibi görürler, ne de siz onlarin istedigi gibi görünebilirsiniz.
Çarşamba, Haziran 25, 2008
Bitti
Fena gürültüler geliyor disaridan. patlamalar, kornalar, bagrismalar... Epey bir zaman da sürer bu. Uyku yok bu gece.
Cumartesi, Haziran 21, 2008
Saglik olsun
Perşembe, Haziran 12, 2008
Bana bir peri lazim, o da bu gece lazim
Son bir ayim kaldi. Bu sürede yetistirebilir miyim tezi bilmiyorum. Ama bitsin istiyorum. Ama istedigim gibi olsun, öyle bitsin de istiyorum. Cok gerginim cooook!
Hani bir masal vardi ya, fakir bir ayakkabici vardi, geceleri minik minik canlilar gelip ona ayakkabi yapiyorlar, sonra da gidiyorlardi. Keske öyle kücük periler gelse, girse bilgisayarima, isleri bitince yatagima ugrayip, beni öpüp gitseler sonra.
Her zaman kücük insanlarim olsun istemisimdir, cocukken de. Minik minik olsunlar, ben onlara bakayim, ev kurayim, dügün yapayim, bebeklerini seveyim.
Kücükken bas parmagim ve isaret parmagim arasina sigan minik periler hayal ederdim, sanki gercek gibi olurlardi. Halen parmaklarimi birbirlerine dogru yaklastirdigimda ayni hisse kapiliyorum. Parmaklarimi birbirlerine dogru inanilmaz bir yavaslikta yaklastirdikca kücülür, yine yavas yavas aralarini actikca boylari uzardi. Yok, canlari hic acimazdi. Hem boylari uzar hem de tombullasirlardi, ben arayi actikca.
Cocukluk.
Hani bir masal vardi ya, fakir bir ayakkabici vardi, geceleri minik minik canlilar gelip ona ayakkabi yapiyorlar, sonra da gidiyorlardi. Keske öyle kücük periler gelse, girse bilgisayarima, isleri bitince yatagima ugrayip, beni öpüp gitseler sonra.
Her zaman kücük insanlarim olsun istemisimdir, cocukken de. Minik minik olsunlar, ben onlara bakayim, ev kurayim, dügün yapayim, bebeklerini seveyim.
Kücükken bas parmagim ve isaret parmagim arasina sigan minik periler hayal ederdim, sanki gercek gibi olurlardi. Halen parmaklarimi birbirlerine dogru yaklastirdigimda ayni hisse kapiliyorum. Parmaklarimi birbirlerine dogru inanilmaz bir yavaslikta yaklastirdikca kücülür, yine yavas yavas aralarini actikca boylari uzardi. Yok, canlari hic acimazdi. Hem boylari uzar hem de tombullasirlardi, ben arayi actikca.
Cocukluk.
Pazar, Haziran 08, 2008
Çevraşamın
S.´i özledim.
...
Almanca düsünemiyorum, kendimi ne kadar zorlasam da tezi türkce yaziyorum, demistim danismanima. Keske ben de okuyabilsem türkce, kurtarabilsem seni sonradan cevirme isinden, demisti o da. Ana dil böyle bir sey. Ki benim ana dilimin ne oldugu da tartisiliyor halen, aile de bile.
Ana dilinde düsünürsün, ana dilinde en cin fikirlerin düser aklina, ana dilinde hatirlarsin sevdigini, ölenlerinin agitlarini ana dilinde yakarsin. Neden o anda sunu demedim, diye kendini yiyip bitirdiklerin, gedigine koymadigin icin icine dert olan laflar hep ana dilindedir.
Ana dilin alinirsa gecmisin, kuracagin gelecegin, isin asli; aklin, fikrin ve hayal gücün alinir.
Danismana söylediklerimin benzerini bugün baska bir arkadasima tekrarladim. Sonra, onun cok önceleri anlattiklarini hatirlayip, utandim. Tek kelimesini anlamadigi bir dille ilk ögrencilik günlerine baslayan, ellerinde cetvel, suratinda küfür ve dayak acisi olan minik bir cocuk oldugunu, daha 16 yasinda yatirildigi falakanin parcaladigi, yaralardan kapkara kalmis ayaklarini, dökülmüs tirnaklarini hatirladim. Utandim.
...
Almanca düsünemiyorum, kendimi ne kadar zorlasam da tezi türkce yaziyorum, demistim danismanima. Keske ben de okuyabilsem türkce, kurtarabilsem seni sonradan cevirme isinden, demisti o da. Ana dil böyle bir sey. Ki benim ana dilimin ne oldugu da tartisiliyor halen, aile de bile.
Ana dilinde düsünürsün, ana dilinde en cin fikirlerin düser aklina, ana dilinde hatirlarsin sevdigini, ölenlerinin agitlarini ana dilinde yakarsin. Neden o anda sunu demedim, diye kendini yiyip bitirdiklerin, gedigine koymadigin icin icine dert olan laflar hep ana dilindedir.
Ana dilin alinirsa gecmisin, kuracagin gelecegin, isin asli; aklin, fikrin ve hayal gücün alinir.
Danismana söylediklerimin benzerini bugün baska bir arkadasima tekrarladim. Sonra, onun cok önceleri anlattiklarini hatirlayip, utandim. Tek kelimesini anlamadigi bir dille ilk ögrencilik günlerine baslayan, ellerinde cetvel, suratinda küfür ve dayak acisi olan minik bir cocuk oldugunu, daha 16 yasinda yatirildigi falakanin parcaladigi, yaralardan kapkara kalmis ayaklarini, dökülmüs tirnaklarini hatirladim. Utandim.
Salı, Haziran 03, 2008
TT Nasil Kurtulur - bölüm 1*
Hayatimda tanidigim en kararsiz insan benim. En en önemli konularda bile karar veremem. Bugün evet dedigim icin yarin, aslinda hayir demeliydim, diye delice bir pismanligida düsebilirim. Fakat hayatimin gidisatina bakinca hic öyle degilmisim gibi görünüyor. Sanirim cok önceleri bu halimi kesfettigimden artik pek karar vermemi beklemeden mantikli buldugum yola giriyor, yola girdiysem sonuna kadar da gitmeliyim diyor ve sanki cok cok kararli bir insan izlenimi vere vere hayatimda ilerliyorum.Günler geciyor. Dogustan gelen sakatligi icin kimseyi suclamadan cilesini cekmeye razi biri gibi.
* TT`nin Sucu Ne romanindan uyarlama
Perşembe, Mayıs 29, 2008
Kulak agrisi
Sol kulagimda hafif bir agri var birkac gündür. Söyle derin nefes alinca ya da esneyince daha belirgin hissedilen türden.
Kulak agrisi daha cok bebeklere, cocuklara göre bir agri gibi. Annenin gögsüne ya da dizine basini koyarsin, anne parmaklariyla agriyan kulagin üstünde minik minik daireler cizerek masaj yapar ve aglayan ya da mizmizlanan cocuk yavas yavas susar. Bu kulak agrisinin bana ilk hatirlattigi görüntü bu. O yüzden ne zaman kulagim agrisa daha bir cocuk gibi hissediyorum kendimi.
Kulak agrisi daha cok bebeklere, cocuklara göre bir agri gibi. Annenin gögsüne ya da dizine basini koyarsin, anne parmaklariyla agriyan kulagin üstünde minik minik daireler cizerek masaj yapar ve aglayan ya da mizmizlanan cocuk yavas yavas susar. Bu kulak agrisinin bana ilk hatirlattigi görüntü bu. O yüzden ne zaman kulagim agrisa daha bir cocuk gibi hissediyorum kendimi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




