Çarşamba, Mayıs 27, 2009

Sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri

Hatirladigim bir donem var. Sanirim doksanlarin ortalari. Tum ailemiz, hatta tum tanidiklarimiz birdenbire cicek yetistirme sevdasina dusmustu. Herkes birbirinden cicek fidesi alirdi.  Aksam misafirligine gidilen evlerde hangi cicekler var diye ortalik kontrol edilir ya izinli ya da izinsiz (boyle hikayeler de duymustum) begenilen cicegin fidesi alinirdi. Boyle aksamlarda, en son gelen meyve ikramiyla birlikte, evin sarmasiginin masallah nasil da uzadigi konusulur, ev sahibi (erkekler daha da hevesliydi sanki bu gelisen cicekler hakkinda konusmaya) hemen bu isin sirrini aciklardi, aspirin koyuyorum topragina ya da cay suyu dokuyorum gibi birseyler soylerdi. Sarmasigin tum duvar ve tavan boyunca uzayip, odada  tur atmasinin yakinlarda ev sahibi olunacak anlamina geldigine dair hafif inancli bir espriyle cicek sohbeti iyice koyulasirdi. Sarmasiklar sanirim o gunlerdeki gibi bir daha hic populer olmadilar.

Aklima nereden mi geldi bunlar? Apartmanin bahcesinde duran guzel ciceklerden nasil birer fide asiririm hesabi yapmaktayim kac gundur. Evi ciceklendirme kampanyasi dahilinde cicekciden aldigim cicek pek agir geldi bana, para vermek sacma oldu sanki. Oysa eskiden hatirladigim donemdeki gibi, paylasilarak cogalmasi, dagilmasi ne guzelmis. 

Pazar, Mayıs 17, 2009

Aşk İle Pervane Dönersin Dünya


Ben yine tasiniyorum... bir haftaya yakindir ev toplaniyor, yeni ev icin hazirliklar yapiliyor... Simdi ayaklarimda fena bir sizi, parmaklarimin (el parmaklarim) arasinda da bir dinlenme sigarasi var...

Hanginiz "ev dedigin nedir ki, dert etme boyle seyleri" demisti ya da dusunmustu? Opuyorum onu..:)

Ve 8 Agustos gunu resmi anlamda ev-leniyorum, bir de o var daha...:)

Foto buradan

Perşembe, Mayıs 14, 2009

Başarısızlık başlı başına bir ceza değil midir?*


*Basliktaki soru asliberry'e ait.

Evet, basarisizlik ceza. Hem de gecmisi birak, geri donusu olmayan bir gelecegin kesin isaretcisi olan bir ceza. Ustunde derin izler birakan, haline tavrina yerlesen bir ceza.

Kendimi oyle basarisiz hissediyorum ki, elinizi omzuma atsaniz aglarim. Hic abartmiyorum. Oyle basarisiz hissediyorum ki, bana ovgu dolu sozler siralayip, devaminda gelen 'ama'larla kendi akillarinin elbette daha ustun oldugunu ima edenleri dinlerken bile gucsuz, caresiz kaliyorum. Dilim tutuluyor. Is becerme degil, varolma basarisizligina donusuyor hersey.

Ilk genclik boyle bir sey degil. Okul basarisizliklari bile boyle bir sey degil. Esas basarisizlik sonradan hayatiniza hakim olan... O sebeple anne babalar saglamciligi ogutlerler yavrularina. Sonradan ilk genclik tercihlerinin, cesaretlerinin basarisizligi altinda ezilmesinler diye. Haddini bilmeyi de ogretmektir bu sanirim ayni zamanda.

Hani boyle duygular dile getirilir ve bunlari (aci da olsa) acikca dile getirmenin coskusuyla bambaska bir zevk ve gurur yasanir ya, bu yazdiklarim onlardan degil. Utanarak yazilmis cumleler...

Kendimi sakinlestirmek icin gorus alanimi genisletiyor, genisletiyor ve su dunya uzerinde minicik bir canli olarak kaliyorum. Senin basarili olman, yapmayi cok istedim ve bakin yaptim demen, ya da yapamaman ne ifade eder ki bu dunyada, diyorum. Yine de o minik yuregim huzur bulmuyor. Sagima da donsem soluma da donsem basarisizlik melekleri omuzlarimda duruyor. Her teselli beni ofkelendirmekten baska ise yaramiyor.

Pazar, Mayıs 03, 2009

Gunes yine doguyor, sabah oluyor


BANDISTA
Bandista evi şenlik kıyamet bir eylem bandosu şimdi ses vermekte ska, balkan, vertov, reggae, eşitlik, özgürlük, cango, votka, adalet, kökler sularından... Bandista evinde geceler gündüz gündüzler denktir geceye, bu evde güneş batsa da dinlenir ev hece heceye...

Kac gundur S. bana Bandista dinletiyor. Yeni kesfi. 
Web siteleri uzerinden albumlerindeki tum sarkilari dinleyebilir, isterseniz tum albumu indirebilirsiniz. Zaten "copyleft, bandista, 2009 | armağandır. çoğaltınız! dağıtınız!" buyurmuslar kendileri. 

Asagidaki linke tiklayin, dinleyin, pek sevecek, sasiracaksiniz.

Cumartesi, Mayıs 02, 2009

Benim vadem senden evvel yeterse


Saat sabahin ikisini geciyor. Aklima Leby geldi. Bartleby, kedim... Icim sizladi. Nereden nasil geldi aklima tam bimiyorum ama sanirim cocuk sahibi olmak ile ilgili bir seyler dusunurken geldi... Sonra da ona cektirdigim eziyetler geldi aklima. 
O beni pek severdi, incitmezdi. Ama ya ben... Kac defa arkadaslarimin israrina dayanamayip ya da yalniz evime donmek istemeyip onu gece evde tek ve ac biraktim.. Kendimce tuvalet aliskanligini ogretecegim diye kac defa vurdum.. Ahh soylemesi bile utanc, aci verici... Ama o cok akilliydi, beni cok az uzdu. Patisini yanagima koyar, yastigimin ustunde uyurdu.

Sonra gitti o... Ya da ben biraktim onu.

Her eziyetin cezasi cekilmeli. Baska turlu ceken de cektiren de huzura ermiyor.

Pazartesi, Nisan 27, 2009

Pencereden Kaç Da Gel, Gavur Anan Duymasın

Dunden beri, yolda buldugum (surada bahsettigim) Almanya'da dogup buyuyen ama simdi Yunanistan'da yasayan arkadasimla birlikteydim. Dun bulusup biraz dolastik ve sonra da eve geldik, guzel bir yemek ve sarap keyfi yaptik. Sonra o oteline gitti. Bugun de neredeyse tum gun gezip, bol bol sohbet ettik. Hani bazi insanlar vardir, iclerindeki gerginlikleri ya da eksiklikleri surekli masaya koyup sizi germez, birlikte vakit gecirdikten sonra her yola, her fikre ve her konuya aciktirlar... Iste tam oyle birisiydi. 

Yarin sabah Almanya'ya gidiyor ve bir kac aya tekrar buraya gelir sanirim. Bir dahaki sefere bizde kalir artik. Otele verdigi paraya yazik.

Salı, Nisan 21, 2009

Evrim sempozyumu





23-24 Mayıs tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde 2. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumu varmis. Akademisyen ve genç bilim adamlari  sunumlar yapacaklarmis. 

‘Evrim Çalışkanları’ adlı gönüllü bir topluluk varmis ve evrim konusunda temel bilgilere sahip olmak isteyenler icin Kaliforniya Berkeley Universitesi’nin sitesini Türkcelestirerek oluşturduklari
www.evrimianlamak.org adresinden faydalanabilirmis.

Cogumuzun pek elle tutulur fikir sahibi olmadigi bu konuda saglikli bilgi sahibi olmak icin ekrana gelen firsat.

Cumartesi, Nisan 18, 2009

Yeni gün

Hani oglen uykusuna yatilir ve sonra uyaninca bir sersemlik olur. Sanki yepyeni bir gune baslaniyormus gibi hissedilir, bir gunde iki gun yasiyormus gibi...

Festival sayesinde bir gunde iki gun, hatta bazen uc gun yasadim. Her filmden  sonra, sinema salonunun cozmeye zaman taninmayan  mimari yonlendirmesiyle birlikte, bir solukta kendimi sokaga firlatilmis buldugumda, yepyeni bir gune uyaniyorum sanki. Bir suru ruya gorup de, tazecik bir gune uyanir gibi.

Çarşamba, Nisan 15, 2009

Kestin mümkünümü çarelerimi



Aksamustu pencerenin onunde oturmus tirnaklarimi torpuluyor, boyuyordum. Geldigimden beri sasirtaci ve akla gelmeyecek sekilde ters giden islerimin yorgunlugu, bezginligi ustumdeydi. Fakat bir an icimden, evimiz ne guzel, burada cok huzurluyum, iyi ki bu evi bulmus ve tutmusuz, diye bir nese gecti. 

Ben o dumanli kafa ile otururken, S.'in telefonu caldi. Arayan ev sahibi ve bir takim gerekcelerle evden cikmamizi istiyor.

Sans mi denir, kismet mi denir, nazar mi denir? Ne denir bu bahtsizliga?

Son gunler ev ile ilgili gorusmeler, kosturmacalarla gecti ve tam da bu doneme denk gelen uzundur gormedigim arkadaslari misafir etmekle, bulusmakla. 

Bu karmasik gunler yuzunden simdiye kadar  iki festival biletim yandi. Bu da baska bir aci kalbimde.

Bilmiyorum... kalbim kirik biraz.

Resim Max Liebermann

Perşembe, Nisan 09, 2009

Tavada Rüya


Eve biri geldi. Akrabalardan birisi, kuzen sanirim. Dogum yapmis. Galiba kiz dogrumus. Ama erken dogum, bebecik cok kucuk. Anne ve teyzeler takimi bebeyi durum gibi sarmis, kundaklamis. Bildiginiz kebap durumu goruntusu ve olculerinde. Bebe cok kucuk, halsiz... Usuyebilir... O sebeple bir teflon tavaya koymus, ocagin ustunde isitiyoruz. Ben ocagin basindayim... Bir zaman sonra bu bebe yanar burada, tava cok isindi, diye dusunup, telaslaniyorum.

V for Vendetta

Ben de bu maskeden istiyorum

Pazar, Nisan 05, 2009

Perşembe, Mart 26, 2009

Bir zaman gül için zara düş oldum

Tramvay beklerken, ayni dili konusmadigimiz bazi gulumseyislerle belli oldu ve birimize kesin yabanci olan bir dil kullanarak tekrar konusmayi denedik ve farkettik ki bizim iletisim kurabilecegimiz en iyi dil ikimize de yabanci olan baska bir dil, almanca!
 
Yunanistan'dan gelmis, ama Almanya dogumluymus. En az iki ayda bir gelirmis Istanbul'a, hayali burada yasamakmis. Ilk defa birisiyle boyle konusma imkani bulmus. Turklerle iletisim kurmakta zorlaniyormus. Bildigi cok turkce kelime olmasina ve turkceyi ogrenmek icin kisa da olsa kurslara gitmesine ragmen pek konusamiyormus. Fakat ne guzel olurmus ogrense, nasil da istermis.

Eldeki kalemler yazmayi birakinca, vatmandan aceleyle bir kalem istenmis ve kisacik tramvay yolculugunda, aceleyle bulunan bir parca kagida karsilikli telefonlar, emailler yazilmis, bir dahaki Istanbul ziyaretinde birlikte gezmek ve sohbet etmek icin anlasilmis...

Demin, Yunanistan'da yasayan, tramvay duraginda buldugum arkadasim mesaj atti, sonunu turkce "iyi uykular" diye bitirerek. 

En ilginci, bu karsilasmadan 4 saniye once duragin arkasinda duran gazeteciye dogru yonelmis, die Zeit gazetesini gormus ve ne yapsam da almancami kuflendirmesem, diye dusunmustum.

(Haftasonuna kurtce muzikle girelim oyleyse. Bir burada, iki surada)

Salı, Mart 24, 2009

Vaka-i Ekmekcikiz

Dun, sonunda Ekmekcikiz ile bulustum. Kendisinin de blogunda anlattigi gibi, bizim bulusamamamizin tarihi bir hayli cetrefilli ve komik (Talisman Hanim, pek gulmustunuz o vakitler olanlara, hic unutmadim, icimde bir sizidir!:)

Gorusmemiz pek guzel gecti, benim birazcik (!) gec kalmami saymazsak. Hem zamani unutmamdan hem de gecikmis olmamdan dolayi, sonrasinda gorusmek istedigim arkadasimi yaklasik bir bucuk saat beklettim ve hafif bir fircami da yedim. Bu da benim serefimdir.

Sanirim hic suskunluk arasi vermeden bidi bidi konusup durduk surekli ve simdi dusunuyorum da daha konusacak bir suru sey varmis. 
Dun Ekmekcihanim ile konustugumuz gibi, su blog alemi pek ilginc. Oyle internette, orada burada chat yaptigin biriyle karsilasmaya benzemiyor bir blogger arkadasinla karsilasman. Hic yabancilik cekmeye, telaslanmaya, supheci olmaya gerek kalmiyor. Huyunu, suyunu cok iyi bildigin bir arkadasinla bulusuyormussun gibi oluyor. 

Ben de cok memnun oldum efendim gorustugumuze. Kisa vakitte tekrar gorusuruz umarim.

Cumartesi, Mart 21, 2009

21 Mart 2009

Sabahin karanliginda ciktigimiz dagda, önümüzdeki 30-40 bas koyundan olusan bir sürüyle yürüyoruz. Mese agaclariyla dolu bir orman. Agac var, toprak var gorunurde sadece, ama öyle cok kesfedecek, ilginc seyler de var ki... 

Cocuguz hepimiz, ben en fazla 10 yasindayim. Kuzenim belki 15 yasinda. Biz olmasak, tüm günü tek basina o dagda sürüyü otlatarak geciren bir kiz. Halen aklimda kalan ve bildigim en özel bilgilerden olan koyun güdecek sopa yapimini ondan, orada ögreniyorum. Kirik bir cam parcasiyla sopayi pürüzsüz ve parlak yapmayi da. 

Orasi yayla, cok az ev var. Ama en güzeli halamlarin evi. Tavanin, duvarlarin, hatta oturdugumuz sedirlerin, bana devasa gelen ahsap sutunlardan olustugu bir ev. Kilimler, duvar halilari dolu her yerde. Her sabah erkenden, kendi yaptiklari islatilmis süpürgeyle süpürülen, neredeyse betonlasmis toprak bir avlusu var. 

Avluda, tahta bir sandalyede oturup, hep ceketinin cebinde tasidigi ayna ve cimbiziyla kulaginin, burnunun üstündeki killari temizleyen, güleryüzlü enistem var. Dedem gibi, ona su ikram ettikce ardi arkasi gelmeyen güzel sözler soyleyip, bal tadi gelen soguk suyu öven enistem.

Sonra, annem ve babam geliyor. Galiba yaz tatili bitiyor da bizi almaya geliyorlar. 
Aksam sofra kuruluyor, belki icki de iciliyor. Babam saz caliyor, türkü söylüyor. Annem de en sevdigi türküye eslik ediyor sofrada, ayrilik hasreti kar etti cana, seher yeli sevdigimden bir haber...

Bir zaman sonra, biri, bir sebeple vuruyor evin babayigit oglunu. Halamlar, olayin, acilarini daha da buyutecek bir kan davasina dönüsmesinden korkup, mali mülkü birakip, büyük sehre göcüyorlar. O guzel ev yok artik ya da harabesi duruyordur.

Perşembe, Mart 19, 2009

Bir taş atılırsa...

Bir tas atilirsa, bu cezalandirilmasi gereken bir davranistir. Bin tas birden atilirsa, bu politik bir eylemdir. Bir otomobil atese verilirse, bu cezalandirilmasi gereken bir davranistir, yuzlerce otomobil atese verilirse, bu politik bir eylemdir. 
Protesto, bana neyin yanlis geldigini soylememdir. Direnis ise, benim icin yanlis olanin tekrar vuku bulmamasini saglamamdir.*

Dun "Der Baader-Meinhof Komplex" filmini izledim. Filmde anlatilan Alman Kizil Ordu Fraksiyonu (RAF) hakkinda fikir sahibi olmak isteyenler suraya bakabilir.

Cok aci son bulan bir suru hayat vardi filmde. Gerci gunumuze oyle uzak ki artik bu hikayeler, inanip kendini vermeler, verenlerin arkasinda durmalar... Fakat terorist gruplar (gruptan gruba yol gider) hep bu nedenle urkutur iktidari, cunku hicbir zaman bu ihtimal, halklarin onlarin pesine takilip gitmesi ihtimali silinemez. O yuzden tek cozum, onlari tamamen yok etmektir. Hep oyle olmus. 

Cok guzel bir film, fikrimi ciddiye alan varsa eger izlemenizi tavsiye ederim. Hic olmadi, Andreas Baader rolunde Moritz Bleibtreu gormek icin bile izlenir. 

*Ulrike Meinhof

Pazartesi, Mart 16, 2009

Medeniyet Yolunda - DERS 1


Uzundur dusunur dururum, memleketime, halkima ne gibi bir faydam olabilir, diye. Sonuc olarak avrupa gormus insanim. Avrupa'da gordugum medeniyeti vatanima getirmeyeceksem, halkimi islah etmeyeceksem, ben ne demeye okudum, tahsil gordum? Degil mi vatandaslarim? (yoldas, arkadas, gardas seklinde kullaniyorum bu kelimeyi burada, yoksa politikaci dili degildir tercihim)

Evet, boyleyken boyle diye dusundum ve duzenli olarak blogumdan vatandaslarima medeniyet egitimi dersleri vermeye karar verdim. Medeni bir insan nasil oturur kalkardan tutun da sosyal ve is  iliskilerine degin varacak bu egitim yolculugumuz. Allah bana guc kuvvet verdikce, bu derslerime devam edecegim insallah. 

Simdi, ilk dersimize baslayalim.

CEVAP VERMEK

Efendim, ben yaban ellerde, tek disi kalmis canavarlarin memleketinde sunu gordum; insanlar, kurumlar, firmalar, ogretmen vs. bir soruya, bir girisime makul bir vakit icerisinde cevap verirler. 

Daha iyi anlamaniz icin yapmamaniz gerekenleri cumlenizin tecrube ettigi orneklerle dile getirecegim. 

Temsil misal, bir adam sizi adam sandi da herhangi bir konudaki bilginize (insan yaniliyor iste) ihtiyac duydu ve sizi telefonla aradi yahut cagimizin nimetlerini kullanip email yazdi. Bunun karsiliginda yapmaniz gereken sudur; oncelikle o kisiye bir karsilik verip, talebini, istegini alip, anladiginizi (burada yalan soyleyeceksiniz ama bu pembe yalan, gunah yazilmaz.) bildirip, sizi adam yerine koydugu icin tesekkur ediniz ve en kisa vakitte ihtiyaci olan bilgileri ona ulastiracaginizi soyleyiniz. O bilgilere sahip degilseniz, ki bu yuksek ihtimal, onu baska birine yonlendiriniz. Bu sizi kucultmez, bilhakis halen adam sanilirsiniz.

Veyahut, bir insan evladi, sizin firmanizi firma yerine koydu da is basvurusu yapti. Ki siz de biliyorsunuz ki, onun sigortasini yaptirmayi birakin, uc kurusa calistirmaktan baska hicbir sey vaat eden bir firma degilsiniz. Ama cesur insan evladi yine yanilmis ve size basvurmus. Bu noktada da bu yanlis anlamayi bozmamak icin, adama geri donup, oldu veya olmadi ya da karar vermek icin su kadar zamana ihtiyacimiz var deyin. Ve o zaman sonunda da kararinizi bildirin.

Ha, bunlari yaparken sakin kendinizi bir lutufta bulunuyor gibi hissetmeyin, bu sizin goreviniz, bulundugunuz yerin zorunlulugu, Allah'tan, cinlerden, kotu ruhlardan, babanin/ananin yaptigi gunahi oglu/kizi da ceker inancindan korkun hic olmadi. 
Vaktim yoktu, firsatim olmadi yalanini kendinize saklayin. Surada biz bizeyiz ve biliyoruz ki, sizin vaktinizin cogu internette gazete okumak, kizlarin fotografina bakmak (iki cins icin de gecerli bu), burnunuzu karistirmak, kredi karti borcunuzu hesaplamak, cevrenizdeki insanlara kendinizi nasil ispat edeceginizi dusunmekle ve fotograflarda gordugunuz kizlarin sacini basini nasil taklit edip, ona benzeyeceginizi (bu asla mumkun degil bir defa, unutun) hayal etmekle geciyor. 

Tam anlamayanlar, tekrar okusun dersimizi ve sorusu olanlar yazsin. Cevap veririm. Medeniyet gormus insanim.

Derslerimiz su an verdigim kararla her pazartesi aksaminda (niyet boyle fakat ben de sizler gibi kendini islah etmeye calisan bir mahlukum) yayinda olacaktir. Mumkunse kendinize bir defter edinin ve guzel guzel not edin. Gerci bu da bir medeniyet gostergesi ve o dersi halen islemediniz. En iyisi simdilik aklinizda tutun herseyi.

Ha, derslerimizde her daim hosgoru sahibi olun.  Malum, memleketimiz hosgorusu, misafirperverligi ve lokumuyla unludur.