Pazartesi, Kasım 10, 2008

Garip seyler oluyor

Her seferinde sasiriyorum, tencerenin dibine koydugum bir avuc misir nasil olur da patlayinca dev gibi bir kabi doldurur, diye. Her defasinda, acaba bir daha  patlatmadan once ve sonra misirlari saysam mi, diyorum. Bu derece inanamiyorum yani.

Cuma, Kasım 07, 2008

Cok yalvarma kabul olmaz dilegin

Teyzemi aradim demin, kac haftadir konusmamistik. Cok ozlemis beni, cok alismislar meger bana. E, tekrar donsem Almanya'ya ne olurmus. Halen kosturmaktan bikmamis miyim. Obur is ne olmus (S.den bahsediyor)sakin evlenip falan yesil pasaportumu oldurmeseymisim, hic olmadi onunla gidip gelseymisim canim her istediginde. 

Galiba bunlar benim bu ay otuz yasina girecegimi, yasitlarimin peslerinde bebelerle, hic olmadi kariyerle dolastiklarini, kendime ait yer bezlerim, tavalarim olmasini istedigimi unutuyorlar.* Hos, bunlarin hepsinden cok artik emeklerimin bir halta yaradigini, bir karsiligi oldugunu gormek tek derdim. Yoksa ne tava, ne tencere ne de koca derdindeyim. Olsa olsa tek derdim gozlerimin etrafinda olusan ilk kirisikliklar olur.

Bir de, gelirken mis gibi bir kutu (100gr) American Spirit tutunu getirmistim, sarip sarip iciyordum. Bugun o da bitti, bulamadim da hicbir yerde. Onun yerine Drum marka tutun aldim. Berbat bir sey. En erken aralik ayinda gelecek olan ablama siparis ederim tutunu. Istanbul'da nereden bulabilirim, bilen var mi? Sigara icenlere de israrla tutun icmelerini, mumkunse de bu 100% dogal tutunu bulup denemelerini tavsiye ederim. Tutun sarmak hem cok zevkli ve icimi guzel hem de sigarayi daha az icmenizi sagliyor. 

*Cevremdeki okuldan falan arkadaslarimin hic biri henuz bu tablonun icinde degil.

Çarşamba, Kasım 05, 2008

Pazartesi, Kasım 03, 2008

Belediyelerimiz ve web siteleri

Bugun S. bir sebeple belediyelere sayip soverken soylemisti; bizim belediyelerin web sayfalari belediye baskanlarinin kisisel sayfasi gibi, diye. O dedikten sonra Almanya'daki ornekleri dusunmustum ama simdi bakip, bir karsilastirma yaptim da, sonuc korkunc. Buradaki belediyelerin sitelerine girince, gevsek siritisiyla bir baskan karsiliyor sizi. Baskanimizdan mesaj var, baskanimiz konusuyor, baskanimiz basbakanimizla elele, baskanin gundemi gibi basliklardan gecilmiyor.  Aslinda bu siteler, baskanlik edilen halka dair oyle cok bilgi veriyor ki, ozellikle halkin guc/iktidar karsisindaki tutumu ve gucun/iktidarin halka bakisi hakkinda. 
Arastirmaci TT sizin icin biraz secme yapti, hadi bulun bakim 70 farki 

Oncelikle Almanya ve Isvicre'den bir iki sehrin web sitesine bakalim. Fotograflara tiklayinca buyuk halini gorebilirsiniz.(Ben denedim, olmuyor)

Dresden/Almanya













Kreuzlingen/Isvicre













Zurih/Isvicre
















Mannheim/Almanya
















Evet, bundan sonrakiler Turkiye'den

Sirayla Malatya, Samsun, Izmir ve Ankara. Tabii ki favorim Melih G. ile Ankara. Malatya hernekadar cok basarili olsa da Melih G. nin ciciligi, ayni sayfada 4 farkli fotografini sergileme (medeni!) cesareti birinciligi acik ara farkla hakediyor. Kismetse bayramdan sonra Facebook'daki ANKARA'DA BIR SURREALIST MELIH G. grubuna da uye olacagim.


Perşembe, Ekim 30, 2008

Ankara

Gunler ilginc bir kosturmacayla geciyor. issiz bir insansin nedir bu mesguliyetin, diyor bir takim arkadas kitlesi. Haklilar. Ama halim boyle.

Uc gunlugune Ankara'ya gittim. Bu sabah geldim. Trenle yolculuk cok guzeldi. Tren yolculugunu tercih edenler de. Otobuse, ucaga binenlerden daha baska insanlar oluyorlar.

Ankara'dan pek bir sey anlamadim aslinda. Orayi cok ozlemistim fakat az gorebildim. Eskiden sevdigim, arada aklima gelen mekanlarin coguna gidemedim. Bir kosturmacadir orada da devam etti.

Ama sunu diyebilirim; Ankara'da inanilmaz bir trafik, her yerde bitmis, bitmekte olan dev gibi  alisveris merkezleri vardi. Bir de sehir geceleri ne kadar karanlikti oyle. Sehrin gobegi Kizilay fena halde karanlikti mesela. Isil isil olmasi gereken bir nokta halbuki. Dogru duzgun aydinlatma yerine Kizilay'a bir takim sacma sapan isik oyunlari ve dev cussesine ragmen cok az kisinin gorebilecegi cirkin bir saat yapmis Ankara'lilarin gozbebegi Melih G.  

Cuma, Ekim 24, 2008

Mallaşmamak!!!

Hepimize erisim mahkeme karariyla kapatilmis!! Var mi boyle bir sacmalik ya?
Bu ne hesapsizliktir, ne kabaliktir boyle!

Aaaa, ben ulastim ama , bak buraya yeni yazi da koydum, kapatilma tarihinden daha sonra hem de! Simdi ne olacak? Erisilmesi mahkeme karariyla engellenen bir siteye girdim diye basima turlu turlu isler mi gelecek?

Bir seyler yapmali.
Onlarin bizleri mallaştirma cabalari karsisinda mal gibi durmamaliyiz.

Salı, Ekim 21, 2008

Yürü ya kulum

Bir is ustundeyim.
Nina soylemisti, buyuk sehirdeki insanlar, ozellikle sanat, tasarim camiasindakiler her daim bir proje ustunde calistiklarini soylerlermis ve o da sasirirmis, hep buyuk bir proje ustundeler ama ortada hicbir sey yok, diye. Bu sohbetlerde gecen buyuk sehir Berlin'di. Ben geldim ya Istanbul'a simdi, Nina'ya yazdigim maillerimde benzer cumleleri kullaniyorum :)

Pazar, Ekim 19, 2008

Iyi pazarlar

Hava gunesli, acik, mis gibi. 
Evin balkonumsu cikintisindan gorunen manzarayi seviyorum. Demin baktim yine, bizim sokagi kesen, kucuk karsi sorkagin iki yanindaki eski, ahsap evlerin arasinda kediler vardi. Hep kedi oluyor orada. 
Sonra, bizim sokaktan asagi, rihtima dogru inen bir cift gecti. Kadin carsafliydi. Ellerinde posetler vardi, birinde sanki portakal gibi bir meyve vardi. Hasta ziyaretine gittiklerini dusundum.

Kahvaltiyi Almanya'dan gelen eski bir tanidigimla disarida yapacagim bugun. 
Birazdan arar ve cikarim.

Guzel bir gun, herkese iyi pazarlar.



Pazar, Ekim 12, 2008

Ozgur Dunya!

Ken Loach'un Iste Ozgur Dunya'sini izledim demin. Film mih gibi cakiyor insani oldugu yere. 
Gocmenlerin, kacak, kagitsiz, guvencesiz yasayanlarin, daha bir sure once haksizliga ugrayip, isinden atilan bir isciden isverene donusen biri tarafindan nasil da acimasizca kullanildigini anlatiyor. Ve bunun hep boyle davam edecegini, bu sistemde baska yol olmadigini esas mih gibi cakiyor insanin aklina.

Almanya'da gocmen, kacak yasayanlarin hikayesini cok duydum. Bazilarini tanidim. Onun gibi.
Ilk gunlerde, hic calisma iznim olmadigi ama kendi masraflarimi kendim karsilamak zorunda oldugum gunlerde bir yerde calismistim. Ucret konusunda tartisirken, bu bana haksizlik gibi bir laf etmistim patrona. Karsiliginda "ne hakki, sen ne hakkindan bahsediyorsun, bu ulkede senin hic bir hakkin yok" demis ve esprisine icten ama sevimsiz bir sekilde gulumsemisti. Hakliydi. 

Kardesim, bu dunyanin baska bir boktan ulkesinde hayalindeki, kendine sunulmayan ve bekledikce asla da gelmeyecegini bildigi, hayati kazanmak icin cirpiniyor. Bu cirpinma sirasinda cok sikinti cektigini ve hirpalandigini biliyorum. Korkarim ki sonu, bir dunya hayal kirikligi ile gecmis, gitmis gencligi olacak bu cabanin. Gorunen bu.

Filmi izlemeden once cay demlerken, gunlerdir evde su eksik bu eksik diye soylenmeme ragmen aslinda cok luks bir hayatimiz oldugunu, demleyebilecegimiz 4 degisik cesit cayimiz oldugunu soylemistim S. e.   Tam o sirada kardesim gelmis aklima ve cayin tadi kacmisti. Simdi, filmden sonra o cay daha da burnumdan geldi.

Çarşamba, Ekim 01, 2008

Yayla yüksek alamadım uykumu

Baskasinin evinde (yani size ait, sizin aylardir kullanmakta olup sonraki aylarda da kullanacaginizi bildiginiz esyalarinizla dolu olmayan bir evde), baskasinin telaslari, baskasinin dertleri oluyor.  Siz de o baskalarinin dertleri, duzeni, huylari ile kisa sureli de olsa bir ortaklik kurduğunuzdan kafaniz kendi evinizde, kendi esyalarinizla, kendi duzeninize gore yasarken calistigi gibi calismiyor.. Hatta kendinizce dusunmeyi, yorumlamayi ertelemekle geciyor vakit. Emanet yasamak deniyor buna Teyzen efendi lugatinda.

Iyi bayramlar.

Perşembe, Eylül 18, 2008

Persembe - Eylul

Annemin evindeyim.
Evde olmak guzel.
Annem biraz yaslanmis, ama yapabilirse eger estetik yaptirip, biraz goz civarini gerdirecekmis. Insan kendisi icin de birseyler yapmaliymis su hayatta.
Hem kendisine hem de teyzeme aldigim goz ve cilt bakim urunlerine teyzemin hic ihtiyaci yokmus, onlarin hepsini kendisi kullanacakmis, teyzem ne anlarmis kirisikliklarla savastan, daha sacini bile boyatmazken.

Omur geciyor.
Annenin yaslandigini gormek biraz uzucu, ama bir yandan da sans belki.
Yasasin, yaslansin...

(Ablami da ozledim)

Pazartesi, Eylül 15, 2008

15.09.08

Apartmanın giris katında yaslı bir adam oturuyor. Dün ılk defa gördüm. "Merhaba" diyen S.nin arkasından apartmana giren beni görünce sanki şaşırdı ve birden "Masallah, masallah" deyip, gevsekce, keyifli keyifli güldü. Ya normalde her gün eve tek dönen S. ile alay etti, ya beni begendi ya da genclerin mutlulugunu görüp, neselenen bir ihtiyardı. Ama suratı cok komik ve sevimliydi.

Gecen gece 1961 yapımı Judgment at Nuremberg filmini seyrettik. Çok güzel bir filmdi. Amerikanvari hislenmeleri vardı elbette ki ama iyiydi.

Masumiyet Müzesi'ni okuyorum, dün geceden beri. Sanırım su sıralar pek çok kişi okuyor bu kitabı. O sebeple çok yorum yapmayayım. Hatta gecen gün de vapurun acık kısmında oturanlardan ikisi bu kitabı okuyordu . Satışlar pek iyidir, kesin.

Cuma, Eylül 12, 2008

İşte Geldim

Dün gece geldim.
Şaşkınım biraz.

İyi olacak ama.

Pazartesi, Eylül 01, 2008

Ben gidersem...

Aslinda her sey fani. Bir donem kapaniyor hayatimda. Bu evi, bu kenti, bu ulkeyi terkedecegim sayili gunler sonra. Ne kotu. Oysa ki ben geride kalan herseyi cok ozlerim. Hem gider, hem aglarim.

Yeni evimde, sehrimde, ulkemde burnuma kokular gelecek, yuzume ruzgar degecek, kulagima bir ses, agzima bir tat degecek ve ben burayi, buradaki gunlerimi hatirlayip, ozleyecegim. Omrume kimbilir daha ne cok ozlem sigacak. Guzel hayat budur belki de. Yasamak, geride birakmak, hatirlamak, ozlemle hatirlamak.

Ah, hic esyam kalmayinca daha da bir hassas oldum ben.
En iyisi gidip alisveris yapayim.

Cumartesi, Ağustos 30, 2008

Iyi seyler de olmadi degil

Son günlerde cok yogunum. Toparlanmakla ugrasiyorum ve islerim tam bir karmasa icinde ilerliyor son bir iki haftadir.

Tüm esyalarimi doldurup, Istanbul`a gönderdigim 6 koca koliden bir haftadir haber alamiyorum. Iclerinde nelerim yok ki. Cok üzülürüm onlarin basina bir is gelirse. Hem gecmisimden hem de gelecek planlarima ait bir sürü sevdigim esya var icinde. Halen elimde net bir bilgi olmamasiyla birlikte, kolilerin pazartesi Istanbul`a ulasmalarini umuyorum.

Öyle iste, bunun gibi bir sürü ters giden islerim vardi ama dün geceden beri yaz burcu kus gezegenine gectigi icin islerim yavas yavas yoluna giriyor gibi.

(son zamanlarda gelen yorumlara akilli akilli cevap yazamiyordum, kimse kusura bakmasin lütfen)

Öptüm
Sizin Teyzen Teyfik`iniz.

Cumartesi, Ağustos 16, 2008

Dizimde dermanimsin, gözümde fermanimsin

Günlerdir buradaki esyalarim toplaniyor, kutulara dolduruluyor. Bes kutu oldu simdilik.
Bugün de teyzemin kücük kizinin esyalarini topladik, odasini bosalttik. Baska bir sehre tasiniyor, evden ilk defa ayriliyor. Teyzemin dali kolu kirildi biraz. Evinde kimseler kalmayacak yakinda. Yok, kimse tekrar dönmez artik bu eve, dedi aksam sigara icerken. Dönmez, dedim ben de.

Cuma, Ağustos 15, 2008

Hediye

Hediye konusunda arada söylenirim S.`e, Sen bana sürpriz yapmiyorsun, söyle söyle seyler almiyorsun, diye. Kastettiklerim, kitap, bardak, canak gibi beni mutlu edecegini düsündügü seyler almamasi. Yani bir sey görünce, aaa T.T. bunu ne cok sever deyip almamasi. Neymis? Benim begenmememden korkuyormus!! Gerci haksiz da degil ama. Neyse...
Fakat ayni adam hediye olarak özel emeklilik sigortasi yaptirmisti bana gecen yil. Ne ilginc hediye degil mi? Iyi bir sey mi bu simdi?
:)
(haa, tezi de teslim ettim, bitti!!!)
(Acaba bir vicdani retci olarak senin basina neler gelecek? Gelmesin hicbir sey!)

Pazartesi, Ağustos 11, 2008

Ne hikmettir su dünyaya gelen aglar, giden aglar

O ülkede, bu ülkede, bu dünyada cocuk olmak.
O ülkede, bu ülkede, bu dünyada cocuk yapmak.
Cok zor. Mümkün degil aslinda. Ama insanoglu neyi düsünüp tanisinarak yapar ki. Bu da öyle. Ahirda kuzu dogunca, yazida otu bitermis misali.

Benim cocugum olsa onu ilk olarak dinden uzak tutarim. Inanmasin isterim hicbir seye. Kimse yavrumun aklini bulandirmasin, kimsecikler onu korkutmasin isterim. Sonra yavrumun sinirlari, ülkesi, vatani olmasin isterim. Sinirlara inanmasin isterim. Bir siniri asti diye kimse canina kiymasin isterim. Yavrumun sinirlarina biri girdi diye yavrum kimsenin canina kiymasin isterim.

Sabahin ilk isiginda iyi olmasi mümkün görünmeyen hic bir egitim icin uykusundan, rüyalarindan uyanmasin isterim yavrum.

Cinsiyeti yüzünden ne asagilansin ne de kimseyi asagilasin isterim yavrum. Izin verdigi herkes bedenine dokunsun, onu mutlu etsin, o da diledigi zevki yasasin isterim. Namussuz damgasi yemeden, kendini, bedenini daha tanimadan, kendine küsmesin isterim.

Bunlar mümkün mü? degil. Mümkün olacaksa bile yukarida sayilanlarla hirpalanmis, yara bere olmus ana babalarla hic mümkün degil.
Ana babanin yarasiyla, hirpalanmisligiyla baslayan bir ömür her cocugun ömrü.
Borges yazmisti bir yerde galiba, geri dönüsü olmayan gecmisler oldugu gibi, geri dönüsü olmayan gelecekler vardir, diye. Bu da öyle. Gelecegi, gelecekte yasayacagi acilari coktan belli bu ülkenin, o ülkenin, bu dünyanin cocuklarinin.

Hergün ölüyor yavrular. Hepsi de bir hic ugruna, bana göre. Ama ben eminim ki, bu noktada iki dogru kesinlikle yok, ayni ölüm gibi tek ve net bu. Hergün bir sürü cocuk hic icin ölüyor. Hayatta kalanlarinsa annesi babasi, hic degilse bir sevdigi ölüyor. Yarali cocuklar kaliyor geriye, yarali nesiller yetistirmek icin.