Çarşamba, Ekim 26, 2011
Kör olasın demiyorum kör olma da gör beni
İş yerinde bazı arkadaslarım var. Facebook da gün boyu otu boku begenirler, paylasırlar, yorumlarlar vs. Ama kac gündür Van'daki deprem ile ilgili tek kelime etmediler. İçlerinden birisi dün söyle dedi "elbette üzüldüm ama onlar da biraz..." benden yüz bulamayınca devamını getiremedi ve kıvırmaya basladı.
Çarşamba, Eylül 28, 2011
Fit olduk mu?
Bugün B-fit'i deneyecegim. Spor salonu deneyimim bir defa üc aylıgına oldu ve her seferinde para verdik lan, boşa gitmesin bari, diye diye zorla gitmiştim.
Salı, Eylül 27, 2011
Bir Zamanlar Anadolu'da
Çok güzel bir film. Muhteşem bir film. En son Haneke'nin Beyaz Bant filmi bir de Ahmet Uluçay'ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi beni bu kadar heyecanlandırmıştı.
Ama bu filmin oyuncularının hepsi harikaydı. Yönetmen nasıl da güzel oynatmış hepsini. Hele Ercan Kesal! Çok çok iyiydi.
Perşembe, Eylül 15, 2011
Öff pöff
Bu akşam S.in annesi geliyor. bir kac hafta kalacak. Biraz kendime gelinceye kadar yardımcı olacak bana.
Ev dagınık ve kirli.
- Ama bir şey olmaz, önemsemez öyle şeyleri
- Ya önemserse?
- Yok yok, sever beni, kıyamaz bana.
- Ya kıyarsa?
Böyle gitgellerim var. Evde bir kap yemek bile yok. Hiç halim de yok yapacak. Eve gidince bir süpüreyim ortalıgı, bir de aklıma fikir gelirse eger bir yemek yapıp koyayım. El oglunun anası, güven olmaz hic. Az da olsa garantiye alim kendimi.
geldi fikrim; imam bayıldı ve fırında tavuklu makarna yapacagım. Kaba temizlik ile beraber toplam 4 saatim var. Bence yetistiririm. Tarifler Kantin'den. Yarına da yerimden kalkmaz, acısını cıkarırım ;)
Salı, Eylül 13, 2011
yeşil günler
Dün akşam eve gidince tüm çiçeklerin bakımını yaptım. Hepsini daha büyük saksılara geçirdim, topraklarını tazeledim.
Çoğu halsiz haldeydi. Bakalım, onlar da iyileşecek umarım bundan sonra.
Sonra, balkonda yetiştirdigim maydanoz ve feslegeni de kullandıgım sekiz kişilik salata yaptım ve yarısını yedim. Pek yeşil bir akşamdı.
S. geldi ve kalan 4 kişilik salatayı yedi. Benim izledigim bir fransız filmine laf sokup durdu. Sahnelerin hepsini önceden tahmin etti. Tahminleri için öpücügüne bahse girdik (burnundan, yanagından, vs.) ve daha fazla devam etseydik kıcına kadar öptürürdü. O kadar klişe bir filmdi ne yazık ki.
Salı, Eylül 06, 2011
Hayat ne korkunç yav
Bu hastalık olayından dolayı 3 defa o korkunc MR aletine girmem gerekti. Birinde 45 dakika bekledim. Ve kapalı yerde kalma korkusu basgosterdi bende o günden beri. İkinci girdigimde birden bagırıp aletten cıkmaya calısmıstım, radyologun azarı ve annemin kandırmaları ile tekrar girmistim alete. Arada aletin icinde iken yasadıgım duyguları birebir hatırlıyorum ve dayanılmaz bir korku hissediyorum. Geçen gün otobüsün içinde iken de aynı sey oldu. Acil dısarı cıkıp hava almak istedim, sacmalayıp bagırmamak icin kendimi sakinlestirdim. Niye böyle oldu anlamadım. Önceleri hic yoktu böyle bir sey. Bir daha beni MR aletine sokarlarsa kendimi camdan atarım, demistim S.'e. O da yalan oldu gerci, lafımın üstüne bir defa daha girdim MR'a.
Ya bir de sabah gelirken yolda minik bir serçe vardı. Tam Kadıköy çarşıda, yerde. biraz dürttüm hareket etmedi. Elime alıp bir yere kaldırıp koyayım bari, dedim ama o sırada korktu ve biraz uçup uzaklaştı, sonra tekrar yere kondu. Ne yapacagımı bilemeyip bırakıp geldim onu. Yolun sonunda arkama dönüp baktıgımda halen orada duruyordu. Tüm gün icime dert olacak simdi! O minik serce ne oldu acaba diye :( Dana gibi kediler dolu bir de oralarda.
Perşembe, Ağustos 25, 2011
Bir zamandir
Aksam eve gelirken apartmanin bahce kapisini acip, kafami bizim evin penceresine bakmak icin kaldirdigimda, bir sekilde sagdaki apartmanin ikinci katinin balkonunda oturup, tam o saatte yemek yiyen yasli adamla gozgoze geliyorum. Iki gundur tam lokmayi agzina sokarken yakaliyorum adami. Yanlis gormediysem iki gundur makarna yedi, salcali ya da domatesli idi. Gecen yillarda apartmanlarinin bahcesini sulayan yasli adam o olsa gerek. Heralde eskisi gibi degil, biraz halsiz sanirim. Guzel, hos bir yasli adam. Belki bir dahaki gorusumde "iyi aksamlar" derim.
Ne garip degil mi? Yakinda, en fazla 3-5 yil icinde o adam yok olacak ve ben onun gozlerinin son gordugu goruntulerden biri olacagim. Kimbilir belki kendi cocuklarindan bile fazla goruyordur beni. Evet, bir daha ki sefere, iyi aksamlar desem iyi olur.
Yarin Bozcaada'ya gidiyoruz. Bayram tatilinde orada olacagiz.
Bu arada ben cok hastaydim. Tam bir bucuk ay yatalak gibi yattim. Gibisi yok aslinda. Simdi iyiyim.
Tam hastalanmadan onceki hafta guzel bir haber aldim. Bir tasarim yarismasina katilmistim. Birinci secildim. Ekimde sergi ve odul toreni gibi bir sey var. Sonra da tasarimlarim hayata gecirilecek. Umuyorum.
Salı, Mayıs 17, 2011
Salı, Nisan 26, 2011
Beni Sana Sımsıkı Sarılı Görenler Olmuş
Sarmisak niyetine de bir altin bilezik mi taksam koluma ya da esarp mi alsam yanima?
Ulan hepinizin allah belasini versin, serefsizler!
(cok zoruma gidiyor bu memlekette kadin olmak ya, hayvan gibi yasiyoruz. Kaplan gorecek kedi gibi urke urke, surekli kadinlari asagilayan pisliklere tahammul ede ede.)
Pazar, Nisan 03, 2011
Otel Odalari
Kardesiniz TT su an Rotterdam'da, bir otel odasinda, 24 saat icin 12,5€ odedigi internetini son damlasina kadar tuketmekle mesgul.
3 saat bugun, 5 saat yarin kullansam da toplamda 24 saate denk getirsek olmaz mi diye teklif ettim resepsiyondaki kiza. Sacmalama der gibi bakti yuzume, yarin 18.55'e kadar kullanabilirsiniz, dedi !
S.nin dedigine gore bende (bir miktar da onda) fakirlik psikolojisi varmis. Mesela taksiye binince stres oluyormusun, bu adam beni dolastirir da 3-5 fazla oderim ya da yol yanlis tarif edilir de gereksiz taksimetre doner diye. Dogru. Allah var daha bir gun, soyle yolu izleyerek dalip gitmisligim, taksicinin ''hanfendi, hanfendi daha gidelim mi?'' demisligi yoktur.
Avrupa her yerde avrupa sanki. Buralar ayni Alamanya gibi. Otel odasi, tatil gunundeki ofis kokusu... ayni. Sanki Almanlar biraz daha mi sicak? Emin olamadim. Ki olunmaz da zaten. Neyse...
Boyle de bir sarki yapilmis zamaninda memleketimizde. Ben daha onun bunun memleketine laf yetistiriyorum.
3 saat bugun, 5 saat yarin kullansam da toplamda 24 saate denk getirsek olmaz mi diye teklif ettim resepsiyondaki kiza. Sacmalama der gibi bakti yuzume, yarin 18.55'e kadar kullanabilirsiniz, dedi !
S.nin dedigine gore bende (bir miktar da onda) fakirlik psikolojisi varmis. Mesela taksiye binince stres oluyormusun, bu adam beni dolastirir da 3-5 fazla oderim ya da yol yanlis tarif edilir de gereksiz taksimetre doner diye. Dogru. Allah var daha bir gun, soyle yolu izleyerek dalip gitmisligim, taksicinin ''hanfendi, hanfendi daha gidelim mi?'' demisligi yoktur.
Avrupa her yerde avrupa sanki. Buralar ayni Alamanya gibi. Otel odasi, tatil gunundeki ofis kokusu... ayni. Sanki Almanlar biraz daha mi sicak? Emin olamadim. Ki olunmaz da zaten. Neyse...
Boyle de bir sarki yapilmis zamaninda memleketimizde. Ben daha onun bunun memleketine laf yetistiriyorum.
Cumartesi, Nisan 02, 2011
Yoksa bir hoyratin eli mi degdi?
Gune bunu dinleyerek basladim. Ikinci koyu kahvemi icerken fizy'nin yeniden acildigi haberini aldim twitter ve facebook'dan.
Yalniz blog sayfama giremiyorum. Halen yasakli diyor ama blogger'a girdim!
Eskiden ne cok yazardim burada degil mi? neredeyse 6 yil olmus buraya yazmaya baslayali. Unuttugum belki hic aklima gelmeyecek anlari not dusmusum buraya. Ne iyi etmisim.
Yalniz kalan insan daha cok yaziyor galiba. Kendini gostermek, icini bosaltmak isteyen insan sanirim. Benim son bir iki yildir basim kalabalik, ondan belki eskisi gibi not dusmuyorum buraya. Etrafimda icimi dokecek birileri oluyor belki de.
Bir de donem donem insanin naifligi, sadeligi kayboluyor. Bugun cayimin icine limonun yaninda nane de ekledim yazmak sacmalamak gibi geliyor. Senin naneni! diyesi geliyor insanin cogu zaman. Yalniz kalmak cok daha duyarli ve gozlemci yapiyor insani. Gozlem yapiyorsun, ben nasil gorunuyorum derdinden cok. Onundeki yolu, yolun kenarini, golgeden faydalanmak icin agac dibine sokulmus bir genci, onun agzi ve eli arasinda hizla gidip gelen sigarasini, vs... izleme, ustune dusunme luksun oluyor. Bu lukstur, oyle her daim gelmez insana bunu gercekten gorecek goz.
Kim ne derse desin, yalniz insan kadar hayatin kendisini acik ve net goren kisi yoktur.
Bu da yalniz insanlara, evlendik, yerimizi yurdumuzu belledik de kicimiz goge ermedi tesellisi olsun. Hisst, kufretmeyin! Operim gozlerinizden.
Salı, Ocak 25, 2011
Pinar basindan bulanir canim oy
buna aglasam mi gulsem mi bilemedim :) Umut degil mi bu?
bir donem de bu vardi ya. ana konuyu halen anlayabilmis degilim :) Sabah sabah azrail gelmis ve adamin canini alacak sanirdim cocukken. Halen oyle saniyorum :)
Pazartesi, Ocak 17, 2011
aramazsan arama
S.'in cep telefonu almak konusunda fobisi var sanırım. Beni hasta ediyor. Aylardır telefonu bozuk, sürekli kapanıyor, kendisi farketmeden saatlerce beye ulasmaya calısma derdimiz oluyor. Yeni telefon alma tekliflerime sürekli tamam, sonra bakarım ben, diye cevap veriyor. Aylardır bakacak! Ha, tek sinir olan ben degilim, ablası da gecenlerde dedi, hasta mı bu cocuk, niye telefon almıyor, diye.
Demin farkettim S. simdiye kadar 3 cep telefon degistirmis. 1.sini annesi almıştı. Biliyorum onu, eski bir Nokia idi. 2. telefonunu o Nokia'lar tarih olalı epey yıl gecmesınden cok sonra ben ona almıstım. 6 yıl önceydi. 3. telefonunu ise ben 3 yıl önce kendime yeni telefon alınca eskimi ona vermistim. Halen tum sorunlarına ragmen ayıla bayıla onu kullanıyor. Cok yakında hic acılamaz olur insallah telefonu! Sakat atı acı cekmesin diye olduren iyi kalpli-cani gibi hissettim kendimi.
Pazar, Ocak 16, 2011
Gel, hiç acımıycak
Ahh, Tarkan'ı gördüm şimdi tv'de.İlk ortaya cıktıgı vakitler nasıl da hayrandım ona. Fotograflarının basılı oldugu kartpostalları toplardım. Hayranlıgım ufak da olsa aile icinde duyulmustu . Dayımın çalıştıgı otelde kalmıs bir gün Tarkan ve sevgili dayım da benim için imzalı fotografını almıstı. Sonra da bir mektupla beraber bana göndermişti. Tabii ki çok mutlu olmustum. Bakıyorum da halen sevgi, saygı ve sefkatle bakıyorum Tarkan'a. Ne mutlu ikimize de :)
Çarşamba, Ocak 12, 2011
Mermer bile yunanca!
Minik ofis farelerine iyi gelir. Bana iyi geldi :)kulaklıkları takıyoruz, bagıra bagıra (içimizden) eşlik ediyoruz.
tayfabandista tıklayın, siteden hediye şarkılarınızı dinleyin.
Çarşamba, Ocak 05, 2011
Deli işleri
Bu ofis ortamları ne garip ya. Ne çok kırık tip var ortalıkta. Aslında evlerine göndersen pamuk şekeri olurlar kesin ama bir araya gelince oluşan elektrik baş döndürücü. Herkesin döndüğü kendine tabii ki ama oluşan hortum bizi de peşine takıyor hiç farketmeden.
Düşünün, "ama bu benim baardaağııım" diye bağrışan biri olabilir ortalıkta. Aynı kişi haftasonu evindeki benzer bardakları sadece sıkıldığı için hiç düsünmeden çöpe atan kişidir de. Bu ufak örnekti. Bunun daha ele gelir versiyonlarını düşünün bir de.
Düşünün, "ama bu benim baardaağııım" diye bağrışan biri olabilir ortalıkta. Aynı kişi haftasonu evindeki benzer bardakları sadece sıkıldığı için hiç düsünmeden çöpe atan kişidir de. Bu ufak örnekti. Bunun daha ele gelir versiyonlarını düşünün bir de.
Salı, Ocak 04, 2011
Yarim geçti üzgün gördüm yüzünü
Günler hayvana baglamış şekilde geçiyor. Özellikle S. eve çok geç geliyor. Dün gece geldiginde ona biraz sıcak çorba ısıtayım da, yiyip uyusun diye uyumadan onu bekledim. Pazar günü de evde iken güzel bir şeyler yesin diye, köfteli çorba, çekirdekli ekmek, börek ve fındıklı /üzümlü kek yaptım.
Sonra sonra bu halime gıcık oluyorum. Niye bu moda giriyorum diye. Annelik, karılık modu işte. Sevimsiz bir şey var bu rolün altında, beni gıcık eden.
Ama dayanamıyorum işte, şefkat duyuyorum.
herkese iyi seneler, öptüm yanaklarınızdan.:)
Sonra sonra bu halime gıcık oluyorum. Niye bu moda giriyorum diye. Annelik, karılık modu işte. Sevimsiz bir şey var bu rolün altında, beni gıcık eden.
Ama dayanamıyorum işte, şefkat duyuyorum.
herkese iyi seneler, öptüm yanaklarınızdan.:)
Pazartesi, Aralık 20, 2010
bizim evin halleri
Geçen hafta;
Pazartesi gece Cezayir'den gelen arkadasım vardı.
Salı gece Cazayir'den gelen ve yeni Latin Amerika turundan dönen arkadasım vardı.
Carsamba günü Ankara'dan S. nin ablası geldi.
Perşembe günü Almanya'dan ablam geldi.
Pazar günü Çin'den, erkek kardeşimin Çinli bir kız arkadaşı geldi.
ortalama konaklama oranı; 2 gece.
Evimin hali budur. :)
Pazartesi gece Cezayir'den gelen arkadasım vardı.
Salı gece Cazayir'den gelen ve yeni Latin Amerika turundan dönen arkadasım vardı.
Carsamba günü Ankara'dan S. nin ablası geldi.
Perşembe günü Almanya'dan ablam geldi.
Pazar günü Çin'den, erkek kardeşimin Çinli bir kız arkadaşı geldi.
ortalama konaklama oranı; 2 gece.
Evimin hali budur. :)
Pazartesi, Kasım 22, 2010
Sanki ben ayrilik hic cekmemisim
Cok sevdigim bir teyzem öldü bayram gunu, cuma gunu... cumartesi gunu gomduk onu... bir onceki cumartesi bize gelmisti. yaninda binbir cesit hediyesiyle. elleriyle pisirdigi birbirinden lezzetli yemekleriyle.
Uzun, guzel bir kahvalti yapmistik. Onun yeri ayri, bir omur onun hatrini kirmam, demistim onceki gunlerde S.'e.
Buradan gidince, herkese anlatmis, T.T. beni ne guzel agirladi, ne guzel sofra kurmustu bana, diye. Cenazeye gelen, hic tanimadigim kadinlardan ayri ayri dinledim. T.T.'nin kendine guveni gelmis, ne guzel olmus, demis.
Hastaneye dusup de 4. gun can vermeden onceki gece bizi agirlamisti evinde. Bayram ziyareti icin onun sehrine gitmistik. Bayram yapacaktik guya...Bayramda agir yemekler yenecek demis, hafif yemekler yedirmisti bize. ustune de muhtesem bir tatli yapmisti. O, mutfakta taze taze tatliyi yaparken yaninda kalmis, tarifini dinlemistim. Tarif defterimde ondan kalma diger tariflerin yanina eklerim diye... Plan yapmistik o gece, bir yaz vakti, bahceler meyvelerle sebzelerle dolmusken, bizim koye gidecektik, hep guzel andigi ve genc olen esiyle cok anisinin oldugunu soyledigi o sehre gidecektik.
Gelinligini cok sevmistim onun, cok once bana albumunu gosterdiginde. O gece de geldi aklima, hadi albumunu getir bakayim yine fotograflarina, dedim. Getirdi, utangac bir gelin gibi.. Benden hevesli bakti hepsine, tek tek, bir bir anlatti, parmagini ustunde gezdirdi her fotografin. Bir turlu albumunu birakmak istemedi, Tum omrunu son bir defa andi sanki, Olume dusmeden bir gece once.
Istedigin fotografi al dedi bana, yok dedim, kiyamam, dagitmayayim albumunu, sonra alirim dedim. Sonra.. yani sen belki oldukten sonra, diye gecirdim o an icinden. Yok, dedi, diledigin kadarini sec, sen kiymet bilirsin. Almam, dedim, bak yemin ettim alacaksin ,dedi. Tazecik bir kizken, guzel gelinligi ile gulumsedigi siyah beyaz bir fotografini aldim, koydum cantama.
Eve gittik, uyuduk, uyandik, haberi geldi. Teyze dustu dediler, Dustugu yerden kalkmadi geri. 4 gun sonra, yerinden kalkamayan yasli annesi kiziyla vedalassin diye, tabutu kapinin onune geldi. Camdan kizinin tabutuna bakti agladi yasli anne. Dedigine gore kokusu geliyormus kizinin disardan ve daha once hic gorunmeyen bir kumru peydahlanmis balkonun birine, 4 gundur her gun gelip, ötüyormus uzun uzun.
Cok aci bir bayramdi. Tipki bayram gibi bir teyzeydi O da.
Uzun, guzel bir kahvalti yapmistik. Onun yeri ayri, bir omur onun hatrini kirmam, demistim onceki gunlerde S.'e.
Buradan gidince, herkese anlatmis, T.T. beni ne guzel agirladi, ne guzel sofra kurmustu bana, diye. Cenazeye gelen, hic tanimadigim kadinlardan ayri ayri dinledim. T.T.'nin kendine guveni gelmis, ne guzel olmus, demis.
Hastaneye dusup de 4. gun can vermeden onceki gece bizi agirlamisti evinde. Bayram ziyareti icin onun sehrine gitmistik. Bayram yapacaktik guya...Bayramda agir yemekler yenecek demis, hafif yemekler yedirmisti bize. ustune de muhtesem bir tatli yapmisti. O, mutfakta taze taze tatliyi yaparken yaninda kalmis, tarifini dinlemistim. Tarif defterimde ondan kalma diger tariflerin yanina eklerim diye... Plan yapmistik o gece, bir yaz vakti, bahceler meyvelerle sebzelerle dolmusken, bizim koye gidecektik, hep guzel andigi ve genc olen esiyle cok anisinin oldugunu soyledigi o sehre gidecektik.
Gelinligini cok sevmistim onun, cok once bana albumunu gosterdiginde. O gece de geldi aklima, hadi albumunu getir bakayim yine fotograflarina, dedim. Getirdi, utangac bir gelin gibi.. Benden hevesli bakti hepsine, tek tek, bir bir anlatti, parmagini ustunde gezdirdi her fotografin. Bir turlu albumunu birakmak istemedi, Tum omrunu son bir defa andi sanki, Olume dusmeden bir gece once.
Istedigin fotografi al dedi bana, yok dedim, kiyamam, dagitmayayim albumunu, sonra alirim dedim. Sonra.. yani sen belki oldukten sonra, diye gecirdim o an icinden. Yok, dedi, diledigin kadarini sec, sen kiymet bilirsin. Almam, dedim, bak yemin ettim alacaksin ,dedi. Tazecik bir kizken, guzel gelinligi ile gulumsedigi siyah beyaz bir fotografini aldim, koydum cantama.
Eve gittik, uyuduk, uyandik, haberi geldi. Teyze dustu dediler, Dustugu yerden kalkmadi geri. 4 gun sonra, yerinden kalkamayan yasli annesi kiziyla vedalassin diye, tabutu kapinin onune geldi. Camdan kizinin tabutuna bakti agladi yasli anne. Dedigine gore kokusu geliyormus kizinin disardan ve daha once hic gorunmeyen bir kumru peydahlanmis balkonun birine, 4 gundur her gun gelip, ötüyormus uzun uzun.
Cok aci bir bayramdi. Tipki bayram gibi bir teyzeydi O da.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


